20 Eylül 2019

Denizlerde avlanma derinliği düşürülüyor

Türkiye’de gittikçe azalan balık türü ve miktarının odağında avlanma yöntemi tartışmaya açıldı. Gırgır avcıları avlanma derinliğinin düşürülmesini isterken, bilim insanları balıkların ürediği deniz çayırlarının zarar göreceğini düşünüyor

Sercan Engerek

Yeni avlanma sezonunda palamut ve lüfer balıklarında azalma görülürken, Türkiye karasularında avlanma derinliğinin 24 metreden 18 metreye indirilmek istendiği ortaya çıktı. Ege Gırgır Avcıları Derneği Başkanı Mehmet Aksoy, Karadeniz’i örnek vererek avlanma derinliğinin düşürüleceğine yönelik çalışmalar olduğunu söyledi. Bilim insanları ise av derinliğinin indirilmesi durumunda bunun deniz ekosistemine vereceği zarara dikkat çekti.          

Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (Sür-Koop), gırgır teknelerinin avlanma derinliğinin 24 metreden 18 metreye indirilmek istendiğine yönelik 6 Eylül’de kamuoyuna çağrıda bulundu. Gırgır teknesi sahiplerinin avlanma derinliğinin değiştirilmesi için Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğüne baskı yaptığı belirtilen çağrıda, istavrit balığının avlanma boyunun da 12 santimetreye düşürülmeye çalışıldığı belirtildi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2012’de Resmî Gazetede yayımladığı tebliğ ile denizlerde gırgır ağları ile kıyıdan itibaren 24 metre derinlikten sığ sularda avcılık yapılması yasaklanmıştı. Gırgır avcıları ise şimdi avlama derinliğinin denizden balık çıkmadığı gerekçesiyle düşürülmesini istiyor.

Ancak gırgır avcılığı, deniz çayırlarına zarar verdiği ve balık üremesini engellediği gerekçesiyle deniz ekosistemi için tehdit oluşturuyor. Avrupa’da 40-50 metreden başlayan avlanma derinliği Türkiye’de 24 metre. Türkiye denizlerinde avlanma derinliği nasıl olmalı? Derinliğin düşürülmesi balığı çoğaltıyor mu?

Yavru balıkların büyüme alanı tahrip ediliyor

Doç. Dr. Kemal Can Bizsel
Tarım ve Orman Bakanlığının 2018 yılı için yayımladığı Su Ürünleri İstatistiklerine göre Türkiye’de bulunan 18 bin teknenin yüzde 10’unu endüstriyel balıkçılık faaliyetinde bulunan gırgır ve trol tekneleri, yüzde 90’lık kısmını ise geleneksel balıkçılık yapan tekneler oluşturuyor. 2012’de avlanma derinliğinin 18 metreden 24 metreye çıkarılması küçük balıkçıları sevindirirken, gırgır avcıları tarafından protesto edilmişti.

Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemal Can Bizsel, deniz ekosisteminin bozulması nedeniyle balıkların azaldığına dikkat çekiyor. Bir gırgır ağı derinliği minimum 30-50 metreden başlayıp 200 metreye kadar çıktığını söyleyen Bizsel, “Derinlik 18 metre de olsa, şu andaki hâliyle 24 metre de olsa gırgır ağları kullanıldığında alt tarafı dibe değerek tahribat yaratıyor” diyor. Bizsel, gırgır avcılığının denizde çalışma şeklini ve denize yaptığı etkiyi şu sözlerle anlatıyor:

“Gırgır ağının altını kapamak için kullanılan ve uzunlukları bir kilometreyi bulan çelik teli kastıkları zaman bir iki dönüm tabanı kazır. Bu nerede olursa olsun özellikle deniz çayırlarına zarar verir. Deniz çayırları özellikle yavru balıkların ve diğer deniz canlılarının ve yavrularının barınma alanı. Balıklar larvada büyüyene kadar olan dönemlerini orada geçirirler. Dolayısıyla bu avlama yöntemiyle yavruların büyüdüğü alan tahrip ediliyor.”

Karadeniz itirafı

Ege Bölgesi Gırgır Avcıları Derneği Başkanı Mehmet Aksoy ise avlanma derinliği 24 metreye çıkarılırken bilimsel bir araştırma yapılmadığını savunuyor. Karadeniz’de gırgırla avlanma derinliğinin 18 metreye indirileceğini doğrulayan Aksoy, Karadeniz’de 24 metre yasağına uyulmadığını itiraf ediyor:

“Palamut balığı 24 metrenin alt sınırından geçiyor. Palamut balığı bir göç balığıdır. Göçünü tamamlar, gider. Hamsilerimiz sezon geldiği zaman daha da kıyıdan gidiyor. Biz bu balıklara 24 metre yasağı koyup avlayamadığımız zaman sezonu bitirir; göçü tamamlar. Balıkçı bundan istifade edemez.”

Balık çiftlikleri artıyor, deniz balıkçılığı azalıyor

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre su ürünleri avcılığı 2018 yılında yüzde 11,4 azalırken, yetiştiricilik yüzde 13,8 arttı. Avrupa ülkelerinde kişi başına ortalama balık tüketimi 25, Türkiye’de ise 6 kilogram seviyesinde. Karaburun, Seferihisar, Urla, Çeşme gibi sahil ilçelerinde kurulan balık çiftliklerinde kültür balıkçılığı çoğaldı, deniz balıkçılığı ise azaldı.

Doç. Dr. Kemal Can Bizsel, her bölgenin kendine has özellikleri olduğunu ifade ediyor. “Başparmak kuralına” değiniyor. “50 metreye kadar deniz tabanını kazıyan araçlara izin verilmemesi gerekir” diyen Bizsel, avlanma derinliğinin düşürülecek olmasına tepkili:

“Balıkçılık yapılsın istiyorlar, bu bir endüstri diyorlar. İnsanların geçim alanı balıkçılık. Bu anlamda balıkçılık bile zarar görecek. Gırgır avcıları bir iki sene daha az balık avlarlarsa balıkların öbür tarafa kaçtığını düşünüyorlar. Avlandıkları alanın genişlemesini istiyorlar.

“Mesela Akdeniz genelinde deniz çayırları koruma altında olsa da giderek örseleniyor. Buralarda hiç balıkçılık yapılmaz değil. Ama endüstriyel balıkçılık, özellikle de gırgırla avlanma bir seferde büyük bir alana zarar veriyor. Elle ya da küçük vinçle ağı diker 3-4 saat sonra gider toplarsın. Bunlar olabilir ama endüstriyel araçlarla bu alanlara girilmemesi gerekir. Bu alanlar bozulduğu sürece de deniz canlılarının üreme ve gelişme alanlarına sürekli zarar verirsin. Bunun yalnız ekolojik dengeyi bozmakla kalmayıp balıkçılığı da olumsuz etkileyeceği açık.”

Aksoy’a göre 24 metreye çıkarılması yanlışlık

Ege Bölgesi Gırgır Avcıları Derneği Başkanı Mehmet Aksoy ise avcılıkta derinliğin düşürülmesi gerektiğini savunuyor. 

2012’de avlanma boyunun 24 metreye çıkarılmasının büyük bir yanlışlık olduğunu ileri süren Aksoy, Sür-Koop’un çağrısına değinerek “Ayrımcılık yapılıyor orada. Yani 24 metre yasağı konulurken niye konuldu, alınırken niye alınıyor? Hâlâ onu bilmeyen bir başkan var orada. Denizleri korumak için değil. Belki küçük balıkçıyı kolluyor. Denizlerin kirliliği görülsün. Ondan sonra karar verilsin. Gırgır avlanması yapılırken araç bazen dibe değer bazen değmez. Değse de küçük bir alanda değer” diyor. 

Körfez de balıkçılığa açılmalı

Derinliğin düşürülmesinin balık üretiminin arttığı anlamına gelmeyeceği de söyleyen Aksoy, sözlerine şöyle devam ediyor: “Derinliğin düşürülmesi teknelerin yıllık kazançlarının biraz daha iyi olması anlamına gelir. Balık eksilmez de artmaz da. Çünkü şu an balıkçı avlanamıyor zaten.”

Mehmet Aksoy
Aksoy, Körfez’de balık avlamanın serbest olmasını istiyor. Üniversitelere çağrı yapan Aksoy’a göre bazı körfezlerde derinlik 50-100 metreye çıkıyor. Aksoy şunları söylüyor: 

“Sen körfezleri kapattığın zaman bize o 100 metreyi de yasak ediyorsun. Biz Ege Bölgesi’nde komple bir değişiklik istiyoruz. Bu belki üniversiteyle iş birliğiyle olabilir. 

İzmir Körfezi balıkçılığa yasak. Gerekirse körfezi bile balıkçılığa açıp denizin dibini arıtalım. Tarlayı bir sene nadasa bırakmadan ekemiyorsun. Bizim de körfeze artık bir çapa yapmamız lâzım. Körfezi yıllardır yasak ettik. Körfezin dibi balçıkla örtündü tamamen. O kirlilik dipteki mineralleri yok etti. Bununla birlikte körfezde balığın artmasını beklerken tam tersi körfezlerde balığın eksilmesini gördük.”

Kaynağa zarar vermek ekonomiyi de etkiler

Doç. Dr. Kemal Can Bizsel ise Türkiye’de balık konusunun yalnız denizlerin ekolojisiyle değil ekonomiyle de ilgili olduğuna işaret ediyor. Balıkçılık alanını madenciliğe benzeten Bizsel, şu ifadeleri kullanıyor:

“Canlı ya da cansız doğal kaynakların kullanıldığı sektörlerde bu işlerin en akılcı sürdürülebilir yapılması için gerekli alt yapı doğru dürüst yapılmamış. Amaç üretmek. Oradaki kaynağı hammadde gibi düşünün. Örneğin hamsiyi alıp işliyorsun. Ekonomik faaliyet olarak düşünürsen derler ki bunun cirosu kaç, kâr marjı nedir. Bu değerler az olduğu zaman kimse yatırım yapmaz. Ama yaptığı zaman da düşündüğü tek şey o marjı korumak.

“Tek amaç bunu korumak olduğunda ne çevreyi ne de yaşamı korur. Bunu korumak demek kârından feragat etmek demek. Dolayısıyla feragat edip kaynağa zarar vermeden katma değer üretmek gerek. Katma değer bir ekonomi, iki istihdam demek. Ama bunu ülke ekonomisinin kaynaklarını sömürerek yapamazsın.”

Lüfer azaldı, istavritin de boyu kısalıyor

Balık sezonu açıldıktan sonra lüfer ve palamut balığının azaldığı anlaşıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2016’da yayımladığı bir tebliğ ile lüferin avlanma boyu 20’den 18 santimetreye indirilmişti. Uzmanlar balıkların azalmasında iklimsel değişikliklerin yanı sıra denizlerin ekolojisinin bozulması ve yanlış kararların etkili olduğuna dikkat çekiyor.

Denizlerde balığın yok olma tehlikesine değinen Sür-Koop, kamuoyuna yaptığı çağrıda istavrit balığının avlanma boyunun 12 santimetreye düşürülmek istendiği belirtildi. “Niye 13 santimdi? Şimdi niye 12’ye düşürülmek isteniyor?” sorusunu gündeme getiren Bizsel, hamsi balığından örnekle konuya dair şunları söylüyor:

“Hamsi bir kerede 6 dereceye kadar üreyebilen bir balık. Yani bir sefer yumurta bırakmaz. Ama bırakacağı yumurtanın toplamı değişmez. Ama hamsi çabuk üreyen çabuk ölen bir balık. Beş seneyi bulmaz ömrü. Hamsi yalnız insanın değil, denizlerde yaşayan birçok canlının da besin kaynağı. Ya insanlar ya yunuslar tarafından yenilir. Ama burada önemli olan hamsi avlandıkça yaş kavramı da küçülür.”

Bir balığın hangi yaşta avlandığının, hangi boyda olduğunun önemli olduğunu vurgulayan Bizsel’e göre balığın üremesine şans verilmeyerek balığın erken ölmesi balıkçılık stoklarını da küçültecek. 


Bu haber, ilk olarak 20 Eylül 2019'da Ticaret gazetesinde yayımlanmıştır.