Tarım ve Orman Bakanlığı
geçen yıl üniversitelerden görüş istediği 41 pestisitten 16’sını kademeli
olarak yasaklama kararı aldı. Avrupa Komisyonu ise yayımladığı Çiftlikten
Çatala ve Biyoçeşitlilik raporunda 2030 yılına kadar yüksek derecede tehlikeli
pestisit kullanımının yüzde 50 azaltılmasını hedefledi.
Avrupa Birliği’nde (AB)
yasak olan 19 etken maddenin hâlen ülkede kullanıldığını ifade eden Buğday Ekolojik
Yaşamı Destekleme Derneği’nin Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu, “Organizmalar
zamanla bu zehirlere karşı direnç geliştirerek daha dayanıklı hâle geliyorlar. Ürün
zararlıları dayanıklılık geliştirdikçe de daha zehirli pestisitlere ihtiyaç duyuluyor.
Kısır bir döngü bu... Kalıcı çözüm ve sağlıklı bir gelecek için organik tarım,
agroekoloji, biyolojik ve biyoteknik mücadele gibi alternatifleri destekleyici
politikalar üretilmesi gerekir” dedi.
Tarım ilacı olarak bilinen pestisitler tarlada ürüne zarar veren yabancı ot ve böcekleri yok etmek ve ürün miktarını artırmak için kullanılıyor. Gıdada bıraktığı kalıntı yoluyla insan sağlığını etkilediği için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından kanserojen madde olarak değerlendirilen pestisit, biyoçeşitliliği de bozuyor.
100’ün üzerinde sivil kuruluşun bir araya gelerek oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nın, geçen yılın kasım ayında başlattığı Zehirsiz Sofralar kampanyasında “ölümcül tehlike” olarak nitelendirilen 13 pestisitin acilen yasaklanması talep edildi.
Proje danışmanı Dr. Bülent Şık, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın üniversitelere sorduğu 41 etken maddenin zararlarını araştırdı. Araştırma sonucunda kimyasalın çiftçiler, tarım işçileri, ekosistem için taşıdığı tehlikeye dikkat çekilirken pestisitlerin üreme sistemine ve beyne zarar verdiği, çocuklarda gelişim bozukluğuna neden olduğu tespit edildi. Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nın belirlediği 13 pestisitten 4’ü yasaklanırken, AB’de yasak olan 19 etken madde ise hâlen Türkiye’de serbest olarak kullanılıyor.
| Batur Şehirlioğlu |
Biyoçeşitlilik
azalıyor, gıda üretimi düşüyor
Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) geçen yıl açıkladığı rapora göre ise biyoçeşililikteki azalma nedeniyle gıda üretimi düşüyor. Bitki, arı, kuş ve balıkların azalmasında tarımsal üretimde kullanılan kimyasalların etkisi öne çıkıyor.
Endüstriyel
tarımda kullanılan pestisitlerin ancak yüzde 2’sinin hedeflenen zararlıyı yok
ettiğini, geri kalan yüzde 98’inin ise havaya, suya ve toprağa karıştığını
söyleyen Şehirlioğlu şunları aktarıyor:
“Kullanılan zehirler
ürünlerde zarar yapan organizmalardan çok faydalı canlılara zarar veriyor.
Zararlı diye bilinen organizmalarla beslenen kuşlar ve avcı böcekler
pestisitlerden daha fazla etkileniyor. Ayrıca hastalık etmenleri organizmalar,
bu zehirlere karşı direnç geliştirerek daha dayanıklı hâle geliyorlar. Doğa
içindeki av-avcı ilişkisi bozulunca ve ürün zararlıları dayanıklılık
geliştirdikçe daha fazla pestisite ve hatta daha zehirlilerine ihtiyaç
duyuluyor. Bu da kısır bir döngü yaratıyor.”
Toprak ölüyor
1950’li yıllarda üretimi artırmaya yönelik tohum ıslahını, kimyasal gübre kullanımını, tarımda makineleşmeyi öngören “Yeşil Devrim” ile dünyada tarımsal üretim biçimi değiştirildi. Yeni tohum türüyle pestisit, gübre tüketimi ve çiftçinin maliyeti artarken, toprak daha çok kimyasala maruz kaldı. Ziraat Yüksek Mühendisi Ferdan Çiftçi pestisitlerin aşırı, bilinçsiz ve yoğun kullanımı nedeniyle toprağın verimsizleştiğini kaydediyor:
“Pestisitler toprak mikroflorasını oluşturan algler, funguslar, örümcekler, bakteriler, toprak solucanları gibi organizmaları yok ederek toprakların zaman içinde verimsizleşmesine neden olmaktadır. Çünkü bu organizmaların toprağın fiziksel yapısını düzeltmek, nitrifikasyonu gerçekleştirmek gibi yararları vardır. Toprak canlı bir varlıktır. Bir küp şeker büyüklüğünde bir toprak parçası içinde mikroskobik boyutta binlerce canlı vardır.
![]() |
| Ferdan Çiftçi |
“Pestisitler toprak canlılığını yok etmektedir. Endüstriyel tarımda pestisit kullanımı şu anda bir zorunluluktur. Eğer hastalık ve zararlılarla mücadele edilmez ve pestisit kullanılmazsa ürün kayıpları yaşanabilir. Ancak çevreye ve insan sağlığına etkileri ile birlikte düşündüğümüzde toplam faydasının ne olduğu sorusu yakıcı bir sorudur. Buna olumlu cevap verebilmek de mümkün değildir.”
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası’nın değerlendirmesine göre dünyada yıllık olarak 3 milyon 800 bin ton pestisit kullanılıyor. İspanya, Fransa ve İtalya’dan sonra Türkiye pestisit tüketiminde dördüncü sırada yer alıyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın
“Çevresel Göstergeler” raporuna göre Türkiye’de 2016 yılında 50 bin ton olan
pestisit tüketimi 2017’de yüzde 8 artarak 54 bin tona yükseldi. Ziraat
Mühendisleri Odası 2018 yıl sonu itibariyle Türkiye’de 59 bin ton kimyasal
tarım ilacı kullanıldığını açıkladı.
Zehir piyasası beş
şirketin elinde
Tarım ilacının ekonomisini yorumlayan Buğday Derneği’nin Müdürü Batur Şehirlioğlu, tarım zehri piyasasının yüzde 65’inin beş şirketin elinde olduğunu dile getiriyor. Public Eye ve Unearthed adlı sivil toplum kuruluşlarının analizine göre tarım zehri piyasasına hâkim olan Bayer, BASF, Syngenta, FMC ve Corteva gibi şirketlerin Türkiye’deki 2018 yılı satış gelirleri 68 milyon dolar.
Şehirlioğlu, “Bize
tohum satıp arkasından da bu tohumların direnç gösteremeyecekleri hastalık
etmenlerine karşı tarım zehirlerini pazarlıyorlar. Hatta bu firmalar arasında
sonrasında bu zehirlerin etkisi ile kanser olanlarımıza kanser ilacını
satanları da var” diyor.
.png)
