23 Mart 2021

İktidarın iklim politikası: Fosil yakıtlıya teşvik, yenilenebilire engel, daha çok karbon

Elektrik enerjisinin en az yüzde 57’sini fosil yakıtlardan karşılayan Türkiye’nin, iklim değişikliğini hızlandıran sera gazı emisyonlarını düşürebilme imkânı var mı? Termik santrallerde 2010 yılında 3 bin megavat olan ithal kömür kurulu gücü 2021 sonu 10 bin megavata çıkmış olacak. Son yıllarda “millî enerji” söylemi öne çıkarken kömürde ithalat artıyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinden elektrik üretiminde ise mali ve bürokratik yönden birçok sorun yaşanıyor

Sercan Engerek

Elektriğin fosil yakıtlardan üretildiği ülkede Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerine göre sera gazı emisyonunun yüzde 71’i enerji sektöründen kaynaklandı. Hammaddesi çoğunlukla ithal kömür, linyit ve doğalgaz olan termik santrallere verilen teşvik artarken rüzgâr ve güneş enerjisinde birim başı düşük fiyat politikası uygulandı. 

Türkiye 2020 yılında elektrik üretiminin yüzde 57’sini baca filtreleme konusuyla gündemde olan termik santrallerden elde etti. Enerji üretiminde doğalgaz santralleri yüzde 23, ithal kömür santralleri yüzde 20, linyit ve taş kömürü yakılan yerli kömür santralleri yüzde 13, asfaltit yakan santraller yüzde bir oranında paya sahip.

Yenilenebilir enerji sınıfında değerlendirilen ancak karbon emisyon oranı yüksek atık lastik ve belediye çöpü yakılan biyokütle santrallerinin enerji üretimindeki payı ise yüzde 2.

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Özdağ’ın verdiği bilgiye göre 2020 yılında enerjide fosil yakıtların payı yüzde 57’nin üzerine çıktı. Özdağ, son 10 yılda elektrik üretiminde rüzgâr ve güneş enerjisi kullanım oranının ise olması gerekenin altında kaldığını söylüyor.

2020'de elektrik üretiminin kaynaklara göre dağılımı

Termik santrallere kapasite mekanizması, alım garantisi, çevre izni olanlara fazladan yapılan ödemeler toplamının 12 milyar lirayı bulduğunu vurgulayan Özdağ, “2020’de 8 bin 987 megavat (MW) olan ithal kömür santrali kapasitesinin yıl sonuna kadar bin 320 MW daha artırılması öngörülüyor” diyor.

Yenilenebilir enerjide ise devreye girecek lisanslı santrallerde üretilecek elektrik için 10 yıl boyunca TL üzerinden alım garantili fiyat uygulanacağını belirtiyor:

“Rüzgâr Enerjisi Santralleri (RES) ve Güneş Enerjisi Santralleri (GES) için kilovat/saat başına 32 kuruş üzerinden alım garantisi verilecek. Ortalama dolar kuru üzerinden bu da yaklaşık 4,4 cent ediyor. Ancak çevre ve sağlık boyutuyla hayatî riski bulunan nükleer enerjide Akkuyu Nükleer Güç Santrali için 2040’lı yıllara kadar 12,3 ila 15,33 (dolar) cent alım garantisi verildi. Dolayısıyla RES’e verilen teşviklerde yüzde 40, GES’e verilen teşviklerde yüzde 67 azalma var.”

Taşkömürü tüketiminde en büyük pay termik santrallerde

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının istatistiklerine göre Türkiye’de 330 adet doğalgaz, 68 adet kömür santrali mevcut. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programa göre de 2010’da 32 bin 182 megavat olan termik santral kurulu gücü 2021’de 47 bin 566 megavata çıkacak. Global Energy Monitor adlı fosil yakıtlı santral projelerini izleyen sivil kuruluşa göre yeni projelendirilen termik santrallerde Türkiye Çin’den sonra 2. sırada geliyor.

2012’yi “Kömür Yılı” ilân eden devlet “millî enerji” adı altında yerli kömür kullanımını artırmayı planlıyor. Alpu (Eskişehir), Ergene (Tekirdağ), Dinar (Afyonkarahisar), Elbistan (Kahramanmaraş) ve Ayrancı (Karaman) sahalarında yeni kömür santrali kurulacak.

Ekosfer Derneğinin yayımladığı “Türkiye’de Kömür” analizinde Türkiye, kömür santrallerinin kurulu gücü bakımından dünyada 14. sırada yer aldı. TMMOB Maden Mühendisleri Odasının (MMO) 2020 yılı “Kömür ve Enerji” raporunda 2018 yılında Türkiye’de kömür tüketimindeki en büyük payın yüzde 60,7 ile termik santrallere ait olduğu belirtiliyor.

Kömüre dayalı kurulu güç üç katına çıkacak

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı E. Helil İnay-Kınay, kömür kaynaklı elektrik üretiminin güneş enerjisindeki üretimden 15, rüzgâr enerjisindeki üretimden altı kat fazla olduğuna dikkat çekiyor. Ülkedeki termik santrallerde en çok linyit ve taşkömürü kullanıldığını söyleyen İnay-Kınay, şu ifadeleri kullanıyor:

“Termik santraller kömür ve linyit yakılması karbondioksit, kükürtdioksit, azotdioksit gibi ağır metallerin havaya salınmasına neden oluyor. Bu santraller kömür yakması sebebiyle iklim değişikliğine neden olan sera etkisi yüksek gazların ana endüstriyel kaynağı. Planlanan termik santraller yapılırsa kömüre dayalı kurulu güç yaklaşık üç katına çıkmış olacak. 

Çevre Mühendisi E. Helil İnay-Kınay
“Bir taraftan iklim değişikliğiyle mücadeleye ilişkin eylem planları, sera gazı emisyonlarının azaltımına yönelik hedefler ortaya konurken diğer taraftan mevcut termik santrallerin yarattığı olumsuzluklar, verilen muafiyetler ve yeni planlanan kömürlü termik santral yatırımları göz önüne alındığında eylem ve söylem arasında büyük fark olduğunu görüyoruz.”

İthalat arttı; fosil yakıt politik bir tercih

MMO raporunda 2018 yılında tüketilen kömürün 1,10 milyon tonu yerli taşkömürü, 39,14 milyon tonu ithal kömür olduğu bildiriliyor. Türkiye Taşkömürü Kurumunun raporuna göre 2000 yılında 12 milyon 990 ton olan taşkömürü ithalatı 2019’da 38 milyon 300 tona yükseldi. 2010 yılında termikte 3 bin 281 megavat olan ithal kömür kurulu gücü ise Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programa göre 2021’de 10 bin 307 megavata çıkmış olacak.

Enerjinin ekonomi-politiğini değerlendiren EMO Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Özdağ, enerjide “yerlilik” ve “millilik” söylemleri öne çıkarken öte yandan da ithal fosil yakıt bağımlılığının arttırıldığı görüşünde.

Özdağ, “yerli kömür” politikası odağında ise kömür sahalarının rödovans yoluyla özel sektöre açılmasıyla 2014 yılında Soma ve Ermenek’teki maden facialarını hatırlatıyor. İthal kömüre verilen muafiyet ve desteklerle de ithal kömürlü santrallerde son yıllarda büyük bir artış yaşandığını vurgulayan Özdağ şöyle devam ediyor:

EMO Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Özdağ
“Enerji talebinin ithalatla karşılanmasıyla, enerji alanında kamu teşvikleriyle yeni sermayedarlar yaratıldı. Halkın kendi enerjisini üretmesinin önüne ise bürokratik engeller konuldu. Hâlbuki Türkiye özellikle doğalgazda fosil yakıt kaynak fakiri, yenilenebilir enerji kaynaklarında ise zengin bir ülke. Yenilenebilir enerji verimliliği açısından kapasitesi son derece yüksek… Türkiye’nin RES ve GES gibi yenilenebilir enerji kaynakları potansiyelini yeterince değerlendirememesi tamamen politik bir tercih.”

Elektronik mühendisi Özdağ, yenilenebilir enerjideki engelleri anlatıyor. İlk sıraya elektrik dağıtım şebekelerinin özelleştirilmesini koyuyor. Dağıtım şirketlerini halka daha fazla ve daha yüksek fiyatla elektrik satmak üzere kurgulanmış yapılar olarak değerlendiriyor.

Özdağ, “Lisanssız GES’lerden alınan sistem kullanım bedelleri ve aylık mahsuplaşma zorunluluğu GES yatırımlarının geri dönüş sürelerini çok uzatıyor. Bu durum GES potansiyelimizin önündeki en büyük engel” diyor.


Bu haber, ilk olarak 24 Mart 2021'de 24 Saat gazetesinde yayımlanmıştır.