10 Haziran 2023

Hataylı depremzede: 10 günde ancak 15 litre su alabiliyoruz

Maraş depremlerinin 125. günü... Şebeke suyunun içilemediği, ihtiyaç malzemesi sevkiyatının azaldığı Hatay'da depremzedeler içme suyuna erişmekte sorun yaşıyor. Depremzedelerin çoğunluğu su satın almakta zorlanırken, ilçe koordinasyon merkezlerinden içme suyu çok sınırlı miktarda dağıtılıyor


Sercan Engerek

Depremin en çok vurduğu illerden Hatay’da içme suyu sorunu hâlâ çözülemedi. Hazır su sınırlı miktarda verildiği için depremzedeler içme suyuna erişmekte güçlük çekiyor. Şehirde sık sık su kesintileri olurken, bazı ilçelerde kullanma suyu tankerlerle karşılanmaya çalışılıyor.

İçme suyu hatlarının hasar alması nedeniyle depremden sonra Hatay’da büyükşehir belediyesi ile valilik şebeke suyunun içilmemesi gerektiğini duyurdu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da 7 Mart’taki açıklamasında Hatay’da şebeke suyunun içme suyu olarak kullanılmamasını telkin etti. 

Depremden sonra Hataylılar içme suyunu çeşitli kurumlardan, meslek örgütlerinden, sivil toplum kuruluşlarından şehre sevk edilen hazır su ile karşılamaya başladı. Ancak yardımların azalmasıyla depremzedeler su ihtiyacını yeterli seviyede karşılayamaz duruma geldi.

Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Ataköy Mahallesi’nde yaşayan Sosyal Bilgiler ve Çocuk Gelişim öğretmeni Hüda Kiraz, “Depremzedeler unutuldu. Erzak ve hijyen setleri geliyor ama en önemli ihtiyaç içme suyu… 15 litre su alabilmek için dağıtım yerinde küçük çocuğumla yarım gün beklemek zorunda kalıyorum” diyor.

Eşi ve çocuklarıyla çadırda yaşayan Kiraz, yemek pişirmek, tuvalet, yıkanma gibi zorunlu hâller dışında evlerine giremediklerini söylüyor. Kiraz Ailesi, diğer depremzede aileler gibi içme suyu ihtiyacını dağıtım merkezlerine her gün isim yazdırarak karşılamaya çalışıyor:

Hatay, 5 Haziran 2023
“Okullarda kimlik kartı gösterilerek üç günde bir 15 litre su alınabiliyor. Ancak her gün isim yazdırmaya gidemiyoruz. Uzak yer. Küçük çocuklarımla ilgilenmek, yemek yapmak gibi sorumluluklarım var. Dolayısıyla bazen sıra kalmıyor. 10 günde ancak 15 litre su alabiliyoruz.”

“Kredimiz olduğu için bütçemiz sınırlı”

Hatay’da açık olan marketlerde içme suyu satılsa da depremde işini, işyerini kaybedenlerin veya borç ödeyenlerin su için bütçe oluşturabilmesi çok zor. Kiraz içinde bulundukları durumu şöyle tarif ediyor: 

“Benim eşim öğretmen. Evet, maaşı yatıyor. Suyu marketlerden alalım ama deprem olmadan önce çekilmiş bir kredimiz var. Ertelenmiş olsa da yarın ne olacağı belli değil. Ayrıca yemek ihtiyacımızı da karşılamak, geçinmek zorundayız. Geleceği düşünerek hareket etmeye çalışıyoruz. Şu an bahçemizdeki çadırlarda dokuz kişi kalıyoruz. İçme suyunu satın almakta da çok zorlanıyoruz.”

Ataköy Mahallesi’ndeki depremzedelerin bazıları çadırda kalıyor, bazıları ise kendi imkânlarıyla çadırdan hallice geçici barınma yeri inşa etmeye çalışıyor. Pek çok depremzedeye hâlâ konteyner tahsis edilmedi. Evi ağır hasarlı olanlara öncelik tanınarak verilen konteyner evler ise donanımsız. 

Hüda Kiraz, “Eltimin binası ağır hasarlı olduğu için bir oda şeklinde konteyner verildi. İçinde mutfağı, banyosu ve tuvaleti yoktu. Daha sonra kira bedelinden vazgeçme şartıyla bir tuvalet ve banyo kabini verildi” diyor.

“Aşevi için konteynere ihtiyaç var”

Samandağ’da kurdukları aşevinde Koyunoğlu, Yeşilköy, Mızraklı gibi mahallelerin yemek ihtiyacını karşılayan Necati Oğural ise havanın ısınmasıyla birlikte çadırda yemek üretmenin zorluğuna dikkat çekiyor.

Hatay, Samandağ
Aşevinde günde 6 bin kişiye yemek çıkardıklarını belirten Oğural, konteyner ve daha büyük tencerelere ihtiyaç olduğunu anlatıyor: 

“Bugüne kadar basit bir çadırın altında pişirim yapıyorduk. Havaların ısınmasıyla çalışma ortamımız günden güne zorlaştı. Çalışmayı sürdürebilmemiz için konteyner ile erzak ve suya ihtiyacımız var. Yemek pişirdiğimiz tencereler de günde 2 bin kişilik için idealdi. Ancak civardaki aşevlerinin kapanmasından dolayı şu an günlük 6 bin kişilik yemek çıkarıyoruz. Elimizdeki tencereler küçük olduğu için bir yemeği iki defa pişirdiğimiz oluyor. Bir türlü büyük tencere bulamadık.”