Filtreleme sistemleri bulunmayan kömürlü termik santrallere 2020 yılına kadar süre verilmesi planlanıyor. Termik santrallerin doğaya saldığı partikül maddeler ile havayı kirlettiğini kaydeden Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Emine Helil Kınay, santrallerden kaynaklı olarak meydana gelen ölüm vakalarının binlerle ifade edildiğini söyledi
Sercan Engerek
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen dijital hizmet vergisini düzenleyen kanun teklifine termik santrallerin çalışma süresini uzatan madde de eklendi. Tasarı onaylanırsa 13 kömürlü termik santral çevre mevzuatının dışında kalarak filtresiz baca ile faaliyete devam edecek. Termik santraller hava kirliliği yaratırken, santrallerin kömür ve linyit yakımı ile havaya yaydığı partikül madde sağlık sorunlarına neden oluyor.
Kent merkezlerinde hava kirliliği Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve belediyelere ait hava izleme istasyonlarıyla takip ediliyor. İzmir’de sanayi tesislerinin bulunduğu Aliağa, Torbalı, Kemalpaşa gibi ilçelerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ait ölçüm istasyonlarının verileri ise paylaşılmıyor.
Kömürlü termik santraller ve sanayi tesisleri nedeniyle ortaya çıkan hava kirliliğini iki bölüm hâlinde ele aldık. İlk bölümde hava kirliliğinin nedenlerini, ölçüm istasyonlarının niteliğini, çarpık yapılaşmanın hava kalitesine etkisini, çözüm önerilerini; ikinci bölümde ise hava kirliliğinin insan sağlığına etkilerini, ortaya çıkardığı sağlık sorunlarını inceledik.
Türkiye’de Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından işletilen termik santrallerin 2013’te yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Kanunu (EPK) ile özelleştirme süreci başladı. Özel sektöre devri gerçekleşen termik santrallere rehabilitasyon ve filtrasyon sistemi kurmalarını içeren çevre yatırımlarını yapmaları için farklı zamanlarda alınan kararlarla 2018 yılına kadar süre tanındı.
Anayasa Mahkemesi ise 2014 yılında termik santral işletmelerinin çevre yatırımlarının ertelenmesinin anayasaya aykırı olduğuna karar vererek EPK’nin geçici 8. maddesini iptal etti. Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak da “filtreleme ve bacalama sistemlerinin gerisinde olduğu” belirtilen santrallerin 2019 yılına kadar çevre kriterlerine dayalı filtreleme sistemlerinin tamamlanacağı duyurdu.
Hava kirliliğine neden olan 10’u geçkin kömürlü termik santrale Maden Kanunu Teklifi kapsamında geçen şubat ayında ek süre verilmesi gündeme geldi. Çevre platformlarının öncülüğünde 60 bin imza ile kanun teklifinde yer alan ilgili madde tüm siyasî partilerin ortak önergesi ile çıkarılarak komisyona geri çekildi.
İşletmelere verilen süre yıl sonunda bitiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) hazırladığı ve 1 Kasım’da Plan Bütçe Komisyonunda gündeme gelen Dijital Hizmet Vergisi Kanunu Teklifine eklenen madde ile baca filtresi takmadan ve arıtma tesisi kurmadan çalışan kömürlü termik santrallere 30 Haziran 2022 tarihine kadar süre verilmesi planlandı.
Yılda 2 bin 876 erken ölüm vakası
Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı E. Helil İnay Kınay, termik santralleri, “elektrik üretimi için kömür yakması sebebiyle, iklim değişikliğine neden olan sera gazı salımının ana endüstriyel kaynağı” diye tanımlıyor.
Ülkedeki 27 kömürlü termik santralin 16’sında taş kömürü ve linyit kullanıldığını belirten Kınay, “Maalesef Türkiye, Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla hem sayı hem de kapasite bakımından en fazla termik santral planlayan ülkedir. Kömür ve linyit yakılması ile partikül madde, karbon monoksit, kükürt dioksit, azot dioksit ve diğer kirleticiler havaya salınmaktadır” diyor.
Kınay, 2016 yılında yayımlanan “Avrupa’nın Kara Bulutu Raporu”nu hatırlatıyor. Rapora göre Avrupa Birliğinde 257 kömürlü termik santralin yarattığı hava kirliliği nedeniyle yılda 22 bin 900 erken ölüm gerçekleşti. 2015 yılında yayımlanan “Ödenmeyen Sağlık Faturası Raporu”na göre de Türkiye’deki termik santrallerin yarattığı hava kirliliğinden dolayı yılda 2 bin 876 erken ölüm vakası meydana geldi.
Temiz Hava Hakkı Platformu’nun yaptığı analizlere değinen Kınay, 2017 yılında Türkiye’de hava kirliliğinden kaynaklı ölümlerin sayısının, trafik kazaları kaynaklı yaşanan ölümlerin sayısının yedi katı olduğunu söylüyor.
Kömürlü termiğe ek süre yaşamımızın hiçe sayılması demek
Termik santrallere ilişkin ek süre verilmesi teklifini ise “Halk
sağlığı, temiz hava hakkı, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkı hiçe
sayılarak ‘kirletme hakkı’ getirilmekte” sözleriyle eleştiriyor. Kınay şöyle
diyor:
“Ülkemizdeki mevcut özelleştirilen termik santrallerin tüm
muafiyetlere rağmen hâlâ çevresel yatırımlarını gerçekleştirmemiş olmaları
kabul edilemezken, muafiyet sürelerinin tüm bu olumsuzluklara rağmen uzatılması
ve zaten çevresel olarak sorunlu olan bu tesislere tekrar tekrar ‘kirletme
hakkı’ verilmesi yaşamlarımızın da hiçe sayıldığının bir göstergesidir.”
Çiğli, Gaziemir, Karşıyaka’da ölçülen değerler yüksek
Türkiye’de hava kalitesi izlemesi, Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı ile büyükşehir belediyelerinin entegre olarak çalışan istasyonları
aracılığıyla yapılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önceki yıllarda kurduğu
istasyonlar ile Karşıyaka, Bornova, Alsancak, Çiğli, Güzelyalı, Şirinyer,
Bayraklı gibi yedi ilçede hava kalitesi izleniyor. Ulusal Hava Kalitesi İzleme
Ağı’nın takibi ile partikül (PM10), karbon monoksit (CO), kükürt dioksit (SO2),
azot dioksit (NO2) ve ozon (O3) gibi maddelerin hava kirliliğine etkileri
hesaplanıyor.
Çevre Mühendisi Kınay, 2017 ve 2018 yılı Ocak-Mayıs dönemi partikül
madde ortalama ölçüm değerleri karşılaştırıldığında Alsancak, Bayraklı,
Bornova, Çiğli, Karşıyaka ve Şirinyer istasyonlarında ortalama değerlerde artış
olduğunu vurguluyor.
Bayraklı ve Bornova istasyonlarındaki ölçüm değerlerindeki
artışın dikkat çekici olduğunu belirten Kınay, “Gaziemir ve Güzelyalı
istasyonlarında ölçülen değerlerde azalma olduğu görülse de 2017 ve 2018 yılı
Ocak-Mayıs dönemi kükürt ortalama ölçüm değerleri karşılaştırıldığında Çiğli,
Gaziemir, Karşıyaka ve Şirinyer istasyonlarında ölçülen değerlerdeki artış dikkat
çekici” diyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kurmuş olduğu istasyonların
konumlarına bakıldığında her biri kent merkezi içerisinde yer alıyor. Sanayi
tesislerinin yoğun olduğu Aliağa, Torbalı, Kemalpaşa gibi bölgelerde ise Çevre
ve Şehircilik Bakanlığının istasyonları bulunuyor. Kınay’a göre, hava
kalitesiyle ilgili daha sağlık bir değerlendirme yapılabilmesi için sanayi
bölgelerinde ölçülen verilerin bilinmesi hayatî önemde:
“Sanayi kaynaklı kirleticilerin ana kaynağı Aliağa’da Çevre
ve Şehircilik Bakanlığına ait Aliağa, Menemen, Yeni Foça ve Bozköy’deki
istasyonların verileri hâlâ paylaşılmamaktadır. Özellikle Bozköy İstasyonu
verileri Aliağa kaynaklı hava kalitesinin değerlendirilmesinde önemli bir
bileşendir. Bu kapsamda kentin en önemli kirletici kaynağı olan bu bölgedeki
ölçüm ve değerlendirme sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir.
Sanayi kaynaklı kirleticilerin ana kaynağı Aliağa’da ölçüm istasyonu
verilerinin paylaşılamaması İzmir kenti hava kalitesi verilerinin de
yetersizliğini ortaya koymaktadır.”
![]() |
| Çevre Mühendisi E. Helil İnay Kınay |
Aliağa bölgesi için acil önlem alınmalı
İzmir’in Aliağa ilçesi demir-çelik, gübre, boya fabrikalarının,
haddehanelerin, gaz dolum, likit doğal gaz tesislerinin yoğunlukta olduğu sanayi
bölgesi. İzmir’in kuzeyindeki Aliağa endüstri bölgesinde yer alan termik santraller,
demir-çelik ve petrokimya tesislerinin emisyonları İzmir’in havasını kirletiyor.
Şu anda İzmir’de hava kirliliğinin en ciddi sorun olduğu
Aliağa bölgesi için acil önlemler alınmalı diyen Kınay, “İzmir ve Aliağa
endüstri bölgesinde hava kirliliğine neden olan organik ve inorganik
kirleticilerin düzeylerinin, kaynaklarının ve sağlık etkilerinin belirlenerek
hava kalitesi yönetim planının oluşturulmasına yönelik çalışmalar
yürütülmelidir. Mevcut tesisler iyileştirilmeli, bunların emisyonları en aza
indirilmeli ve emisyon kontrol sistemlerinin sürekliliği sağlanmalıdır” diyor.
Aliağa için termik santraller büyük bir tehdit
Aliağa’da yapılacak yeni tesislerin çevre ile etkileşiminin
çok iyi irdelenmesi gerektiğini söyleyen Kınay, “İzmir ve Aliağa endüstri
bölgesinde doğal gazın kullanıma girmesi ve özellikle demir-çelik tesislerinde
bazı önlemlerin alınması nedeniyle Aliağa bölgesinde hava kirliliği için olumlu
etki gösterse de diğer taraftan Aliağa ve yakın çevresinde yeniden termik
santral kurma çalışmaları hava kalitesi için büyük bir tehdittir” diyerek şunları
söylüyor:
“Bu bölgede hava kirliliğini artırma olasılığı olan
işletmelere, yeni emisyon kaynaklarına ve özellikle termik santrallerin
kurulmasına kesinlikle izin verilmemelidir. Bölgede acil bir çevresel
değerlendirme çalışması yapılmalı, mevcut durumun getirdiği çevre kirliliği net
olarak belirlenmelidir. Bölgede yapılması planlanan termik santral yatırımları
durdurulmalı. Bölgesel planlama ve çevre kirliliğini rehabilite edecek
çalışmalar gerçekleştirilmelidir.”
Kent merkezilerindeki sanayi tesisleri kirletici
kaynaklar
Büyükşehirlerin yıllar içinde göç almasıyla, plansız
yapılaşma nedenleriyle sanayi tesisleri kent merkezlerinde kaldı. Kent içindeki
sanayi ve organize bölgelerinde kirletici kaynaklarla ilgili kapsamlı bir
çalışmanın bulunmadığını belirten Kınay, ağırlıklı olarak yanma kaynaklı
kirleticilerin oluştuğu bölgelerde doğal gaz kullanılıyor olması kirliliği
azaltsa da “tesislerin üretim türlerine bağlı olarak oluşabilecek emisyonların
belirlenmesi gerektiğini anlatıyor:
“Özellikle şehir merkezine yakın noktalarda kalmış olan
tekil sanayi tesisleri, çimento fabrikaları en önemli kirletici
kaynaklardandır. Yerleşim alanları, okullar gibi hassas yapıların içerisinde
kalmış olan bu tür tesislerde baca ve baca dışı kaynaklardan oluşan
kirleticileri azaltmaları gerekmektedir. Bu sorunun kontrol altına alınarak
çözülebilmesi için bütüncül bir yaklaşımla ‘Hava Kalitesi Yönetim Planı’ yapılması
şart.”
Kat yükseklikleri hava koridorunu ortadan kaldırıyor
Çevre Mühendisi Kınay, kentlerdeki yüksek yapılaşmanın da
hava kalitesine getirdiği olumsuz etkiye dikkat çekiyor. Bitişik nizam
yapılaşmanın ve kat yüksekliklerinin getirdiği olumsuz sonuçlar düzeltilmeden,
doğal seleksiyon olmadan kentin havasının temizlenemeyeceğini söylüyor.
Kentsel dönüşüm sürecinin rantsal dönüşüme döndüğünü dile
getiren Kınay, “Bütünsel planlamadan uzak, çevresel faktörleri
değerlendirilmeden parsel bazlı planlama ve yapılaşma ile gelişen sürecin
kentin hava kalitesine olumsuz etkilerini de göz ardı etmemek gerekir” diyerek
ekliyor:
“Doğalgaz ve kalitesi yüksek yakıt ile ilgili çözüm önerilerini değerlendirirken, kentin farklı bölgelerinde yaşayan ekonomik gelir seviyesi düşük bölgelerdeki kullanılan yakıtlarla ilgili sorunun ekonomik ve sosyal boyutunun da çözülmesi gerekmektedir.”
Bu haber, ilk olarak 21 Kasım 2019'da Ticaret gazetesinde yayımlanmıştır.

