14 Kasım 2023

Bakanlık AVM ve konut için plan yaptı, mahkeme bir kez daha iptal etti: Buca Cezaevi arazisinin yeşil alan olmasının önündeki engel kalktı mı?

Buca Cezaevi’nin arazisinde yapılaşmanın ve ilçede nüfus artışının önünü açacak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın imar planı değişikliği yargı kararıyla iptal edildi. Araziyi ilk yaptığı planda devasa bir ticaret merkezi alanı olarak tasarlayan bakanlık daha sonra bunu ticaret ve konut merkezi alanına dönüştürmüştü. Arazinin yeşil alan veya park olarak değerlendirilmesi için plan hazırlamış olan İBB ise planın önünde engel kalmadığını açıkladı

Fotoğraf: ANKA

Sercan Engerek

İzmir’de 2020’de yaşanan depremden sonra depreme dayanıksız olduğu tespit edilerek yıkılan Buca Cezaevi’nin arazisine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hazırladığı imar planı mahkemeden döndü.

İzmir 4. İdare Mahkemesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB), Peyzaj Mimarları Odası, Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası, İzmir Tabip Odası ve İzmir Barosu’nun müdahil olduğu davada araziyi “rezerv yapı alanı” olarak belirleyen Çevre Bakanlığı’nın 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliğinin iptaline hükmetti.

Bakanlığın ilk planı AVM yapılmasının önünü açmıştı

Buca Cezaevi yıkıldığından beri İBB ile Çevre Bakanlığı arasında itilaf hâline geldi. İBB, cezaevi arazisinin kamu arazisi olduğunu vurgulayarak 9 Eylül 2022 tarihinde İller Bankası’na satılmasına sert tepki göstererek arazinin yeşil alan olarak değerlendirilmesini istedi.

Çevre Bakanlığı, 2020 yılında araziyi yapı rezerv alanı olarak ilân etmesine dayanarak arazinin yüzde 85’inde inşaat yapılmasını sağlayan imar planı hazırlamıştı.

Bakanlığın hazırladığı ve kamuoyunda “rant planı” olarak bilinen ilk imar planında 26 bin 460 metrekarelik bölüm “ticaret merkezi alanı” olarak tasarlandı. Bu şekilde Buca ilçesinde AVM yapılmasının önü açıldı.

Çevre Bakanlığı yerel yönetimlerin, meslek odalarının itirazı üzerine geçen yıl planda değişikliğe giderek plandan “ticaret merkezi alanı”nı kaldırdı.

İlçede 57 bin 468 metrekarelik cezaevi arazisinden de büyük toplamda 70 bin metrekare gibi bir alanda işlem yapılmasının önünü açacak imar planındaki son değişikliğe göre 42 bin 366 metrekare “konut ve ticaret alanı” tasarlandı. Yeşil alanlar 20 bin 298 metrekareden 20 bin 500 metrekareye yükseltilirken okul, belediye, otopark alanları ise 33 bin 211 metrekareden 23 bin 962 metrekareye düşürüldü.

Mahkeme planın kamu yararına aykırı olduğuna hükmetti, bakanlık karara itiraz etti

Alan için “Buca Özgürlük Parkı” adıyla bir proje hazırlayan İBB, bakanlığın araziyi “ticaret ve konut” alanına dönüştürmek için hazırladığı imar planını yargıya taşıdı. İBB’nin açtığı davada, Buca ilçesi sınırları içerisindeki taşınmaza ilişkin olarak imar planı yapma ve değiştirme yetkisinin Buca Belediyesi ile İBB’ye ait olduğu; Buca ilçesinde yeşil alan, park, sosyal ve kültürel kullanım alanları ihtiyacının gözardı edildiği ve işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek planın iptali talep edildi.

İBB’nin itiraz ettiği noktalardan biri de cezaevi arazisini içeren parsellerin “rezerv yapı alanı” olarak ilân edilmesinin İzmir’in son nüfus sayımına göre 522 bin 404 kişi ile en kalabalık ilçesi olan Buca’daki nüfus ve yapı yoğunluğunu artıracağıydı.

Geçen ekim ayında İzmir 6. İdare Mahkemesi’nde görülen dava duruşmasında mahkeme bilirkişi heyetinin görüşleri doğrultusunda verdiği kararla Çevre Bakanlığı’nın “rezerv yapı alanı” içeren planını iptal etti. Kararda planın “mevzuata ve kamu yararına aykırı olduğu” belirtildi.

Daha önce yine Danıştay, plan değişiklilerini iptal etmiş, Çevre Bakanlığı karara ilişkin “yürütmeyi durdurma” davası açmış ve geçen temmuz ayında İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdarî Dava Dairesi oy birliğiyle bakanlığın itirazını reddetmişti.

Soyer: Buca Cezaevi arazisinde yapılaşmaya gidilemeyeceği kesinleşti

Son olarak İzmir 4. İdare Mahkemesi’nin Çevre Bakanlığı’nın rezerv yapı alanının dayanağı olan imar planını iptal etmesine ilişkin açıklama yapan İBB Başkanı Tunç Soyer, peş peşe gelen iptal kararlarını “İzmirlilerin zaferi” olarak nitelendirdi. Soyer şu ifadeleri kullandı:

“İktidar paydaşlarının hayallerini süsleyen rant planlarının hukukun ve yaşamın gerçekleriyle örtüşmediği bir kez daha ortaya çıktı. Mahkemenin aldığı bu kararla Buca Cezaevi arazisinde yapılaşmaya gidilemeyeceği kesinleşti. Karanlık duvarların enkazından beton filizleri değil Türkiye’nin en aydınlık parkı doğacak. Buca Cezaevi, umudun rengi yeşile bürünecek.”

Filmler çekildi; işkenceler, idamlarla tarihe geçti

İzmir’de 1959 yılında açılan Buca Cezaevi (İzmir Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu), 30 Ekim İzmir depreminin ardından Adalet Bakanlığı tarafından kapatılmıştı. Buca Cezaevi kapatıldığı tarihe kadar yaklaşık 600 bin hükümlü ve tutukluyu barındırdı.

Necati Cumalı’nın hikâyesinden uyarlanan ve yönetmenliğini Metin Erksan’ın yaptığı “Susuz Yaz” ile senaryosunu Safa Önal ve Ahmet Üstel’in birlikte yazdığı, Yücel Çakmaklı’nın yönettiği “Ben Doğarken Ölmüşüm” adlı Yeşilçam filmlerinin sahneleri bu cezaevinde çekildi.

Buca Cezaevi, 12 Eylül 1980 askerî darbesiyle siyasî mahkûmların sayısının arttığı bir cezaevi oldu. 12 Eylül’ün ardından Türkiye Komünist Emek Partisi mahkûmu Seyit Konuk, Ethem Coşkun ve Necati Vardar 13 Mart 1982’de; Devrimci Yol davasından tutuklu İlyas Has ise 7 Ekim 1984 tarihinde Buca Cezaevi’nde idam edildi.

1995’te üç tutuklu işkenceyle, 2000’de üç tutuklu da “Hayata Dönüş Operasyonu”nda öldürüldü

1995’te firar vakalarının yaşanmasıyla mahkûmlar kendilerine saldırı yapılacağını düşünmesi üzerine direnmeye başladıktan sonra gelişen olaylar dizisinde cezaevine operasyon yapıldı. Askeriyenin ve emniyetin yaptığı operasyon sırasında koğuşlarda gaz bombaları kullanıldı.

Askerî birliklerin mahkûmları cop, kalas ve demir çubuklarla dövmeleriyle vücutlarının çeşitli yerlerine darbe alan Turan Kılıç, Yusuf Bağ ve Uğur Sarıaslan adlı mahkûmlar hayatlarını kaybetti. Ölüm olayları kamuoyunda “Buca katliamı” diye anıldı.

2000 yılında cezaevlerindeki bazı tutuklu ve hükümlülerin F tipi hücre sistemine ve tecrit uygulamasına direnişi sırasında Buca Cezaevi’nde 36 mahkûm “ölüm orucu” başlattı. 19 Aralık 2000’de askerî birliklerin gerçekleştirdiği ve dönemin hükûmetinin “Hayata Dönüş” diye adlandırdığı operasyonlar sonucunda Buca Cezaevinde üç mahkûm öldürüldü.

Türkiye tarihinde trajik olaylarla anılan Buca Cezaevi’nin yerine yapılması planlanan yeşil alan veya parkın içinde bir hafıza mekânının yer alması önerildi.