Keman sanatçısı Kartal Akıncı’nın şefliğini yaptığı Narlıdere Çocuk Senfoni Orkestrası ilk provasını Narlıdere AKM’de gerçekleştirdi. Orkestranın çocuklara sevgi katacağını dile getiren Akıncı, “Toplumda büyük bir kakofoninin (ses uyumsuzluğu) oluştuğu bir dönemde enstrümanların farklı sesleriyle uyumunu, armonisini bir düşünün... Demokrasi de işte böyle” diyor
Sercan Engerek
Narlıdere Belediyesi himayesinde kurulan Çocuk Senfoni
Orkestrası ilk provasını yaptı. Bir ilçe belediyesinin desteğiyle kurulan ilk
orkestra olma özelliğini taşıyan Çocuk Senfoni Orkestrası’nın şefliğini
üstlenen keman sanatçısı Kartal Akıncı, “Her çocuğun bir eğitim hakkı var. İmkân
verirseniz çocuk gelişir, daha da iyisini yapmaya başlar. Bir şeyler
verdiğinizde meyvesini mutlaka alırsınız. Çocuklar tabii internete de girsin
ama onları mutlaka sanatın bir dalıyla, müzikle de tanıştırmalıyız” dedi.
Narlıdere Çocuk Senfoni Orkestrası’nın seçmeleri geçen ekim
ayında ortaokul ve lise seviyesindeki 115 öğrenci arasından keman, viyola,
viyolonsel, kontrbas, yan flüt, obua, fagot, klarnet gibi 15 farklı enstrüman
dalında yapıldı. Orkestranın Genel Koordinatörlüğü’nü Dilek Rodos, orkestra eğitmenliğini
ise İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nda (İzDSO) 25 yıl keman sanatçılığı yapan
Kartal Akıncı üstlendi. Öğrenci velilerinin de katıldığı iki gün süren seçimler
sonucu 87 çocuk orkestraya seçildi.
Dokuz Eylül Üniversitesi Yaylı Çalgılar Anasanat Dalında öğretim
üyesi de olan Kartal Akıncı, çocuklarla ilk provayı ise Narlıdere Atatürk
Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirdi. İzleme olanağı bulduğumuz provada
Akıncı, ilk olarak şef batonunu tanıtarak çocuklara merhaba dedi.
Heyecanları, sevinçleri gözlerinden anlaşılan sanatçı
adayları çalgılarıyla yeteneklerini gösterdi. Narlıdere Çocuk Senfoni
Orkestrası’ndaki çocukların 30’u konservatuvarlı. Diğerleri devlet okullarıyla
özel okullarda eğitimlerine devam ederken bireysel olarak enstrüman eğitimi
alıyor. Orkestrada çalma deneyimini ise ilk kez yaşıyorlar.
“Profesyonel eğitim alacaklar”
Şef Kartal Akıncı, orkestrada çalma deneyiminin çocuklara
çok yönlü bir kültür kazandıracağını söylüyor. Orkestra düzeninde çocukların
birbirlerine olumlu katkı sağlayacağına inanan Akıncı, bir orkestranın oturma
düzenini anlatıyor:
“Çocuklardan daha az iyi çalanları daha iyi çalanların
yanına oturtacağız. Sürekli yer değiştirecekler. Çünkü aynı yerde kaldıklarında
kötü çalan kötü çalmaya devam eder. Çocuklar yanlış çaldıklarında birbirlerini
uyarıyorlar. Burada alacakları eğitim profesyonel bir eğitim olacak. Her biri,
gelişeceğine inandığımız çocuklar.”
| Orkestranın Koordinatörü Dilek Rodos, Keman sanatçısı Kartal Akıncı, piyanist Talia Özlem Baltacılar |
“Çocuklar birbirlerini dinlemeyi öğrenecek”
Orkestranın çocukların yaşamına getireceği değişikliklere
değiniyor Akıncı, “Orkestra çocuklara sevgi katacak” diyor:
“Bir kere yeni arkadaşlar edinecek çocuklar. Toplu hareket
etmeyi öğrenecekler. Çünkü daha önce hep bireysel ders almışlar. Keman dersine
gidiyor bireysel, özel matematik dersine gidiyor bireysel. Burada bir saat
içerisinde aynı anda nefes almanın, aynı anda gülmenin, sevinmenin keyfine
varacaklar. Provadan çıktıkları zaman diyecekler ki, ‘Bugün güzel bir iş yaptık
biz. Toplu bir iş yaptık ve başardık.’ Dayanışmayı, birbirlerini dinlemeyi
öğrenecek bu çocuklar.”
“Alkışlanmak bir müzisyenin yaşayacağı en güzel duygu”
Kartal Akıncı, uzun yıllar İzmir Devlet Senfoni
Orkestrası’nın keman grup şefliği görevini yürüttü. Solist sanatçı olarak Cumhurbaşkanlığı
Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, İstanbul Milli Reasürans
Oda Orkestrası, İstanbul Oda Orkestrası, Ege Oda Orkestrası ile konserler
verdi. Konservatuvarda öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam eden Akıncı, daha
önce de Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı ile Barış İçin Müzik Vakfı’nın
işbirliğinde kurulan Barış Çocuk Senfoni Orkestrası’nın eğitmeniydi.
Akıncı, “Her senfoni orkestrası konserinden sonra” diyor,
“arkadaşlarımızla konserimizi mutlaka kutlarız. Çok güzel bir konser yaptık
diye birbirimize iyi dileklerimizi sunarız. Bu bizim için motive olur. Ben bir
arkadaşım konserde solo çalarken çok heyecanlanırım. Onlar güzel çalsınlar diye
dua ederim. Orkestra ve solist iyi çalınca şef de mutlu oluyor. Bu seyirciye de
geçiyor. Alkışlanmak bir müzisyenin yaşayacağı en güzel duygu. Mesela çocuklarla
burada ilk provayı yaparken, bir grup diğer grubu alkışladı. Çünkü onlar hata
yapmadı. Bir dahaki provada düşünecekler ki ben hiç hata yapmamalıyım.”
“Çocuk ‘Öğretmenim gökkuşağı gibi’ dedi”
Akıncı, Barış Çocuk Senfoni Orkestrası’nda çocukları eğitirken
yaşadığı bir anıyı hatırlıyor: “Bir provada çocuklara ‘Önce sen bu notayı, sonra
sen öbür notayı altı sesli çal’ dedim. Çaldılar. Daha sonra hepsi aynı anda
çaldı ve armonik bir uyum oluştu. Henüz çok başlarındaydık eğitimin. Çocuklardan
biri ‘Öğretmenin gökkuşağı gibi’ dedi. Sesten renkleri görmüş çocuk. ‘Aferin’
dedim. Biz de kendimiz açısından demek ki doğru yoldayız dedik.”
Çoksesliliğin demokrasi ile ilişkisini kuran Akıncı,
heyecanlı bir sesle diyor ki, “Toplumda büyük bir kakofoninin (ses uyumsuzluğu)
oluştuğu bir dönemde her enstrümanın farklı sesleriyle uyumunu, armonisini bir
düşünün…”
| Narlıdere Çocuk Senfoni Orkestrası ilk provasını yaptı. |
Bir El Sistema örneği var
Venezüella’da 1975 yılında ekonomist, eğitimci, aktivist
kimliklerine sahip olan Jose Antonio Abreu tarafından El Sistema (Müzik
Aracılığıyla Sosyal Hareket) başlatılmıştı. Projenin amacı suça, şiddete
bulaşmış, yoksul, gecekondu mahallelerinde yaşayan çocuklara ulaşmaktı. “Zayıfların,
çocukların, hastaların, savunmasızların, haklılığını kanıtlamak için
çırpınanların elindedir sanat” ilkesiyle hareket eden Abreu’nun çabaları
sonucunda yüz binlerce gence müziğe erişim ve müzik eğitimi olanağı sağlandı.
El Sistema ile Simon Bolivar Senfoni/Gençlik Orkestrası kuruldu. El Sistema müziğin
sınıfsal sınırları ortadan kaldırmasıyla değerlendiriliyor.
Dudamel, Los Angeles Filarmoni’yi yönetiyor
Kartal Akıncı, bir sosyal hareket olarak başlatılan El
Sistema projesiyle küçük nüanslar içerse de Barış Çocuk Senfoni Orkestrası ve
şimdi de Narlıdere Çocuk Senfoni Orkestrası’yla sanatın çocukların hayatındaki
yerini vurguluyor:
“El Sistema’da ilk olarak bir garajda birkaç çocukla
başlıyorlar çalışmaya. Enstrüman yok. Kartondan keman ve çellolar yapıyorlar
mesela. Derken iş büyüyor. Sonra devlet yardım etmeye başlıyor. Bina tahsis
ediliyor. Anne babalar da bu sefer çocukların yemeklerini pişirmeye, eğitim
yerlerini temizlemeye başlıyorlar. Bir çığ gibi büyüyor. Yaşamı gecekondularda
geçen, o güne dek eğitim imkânı bulamamış çocuklar, gençler El Sistema’yla hem
müzikle yaşamdaki çaresizlikleri azalıyor hem de müzisyen olarak yetişiyor.”
Akıncı, ‘Dezavantajlı’ kesimler için gelişimi hedefleyen El
Sistema ile yetişen dünyaca ünlü şef Gustav Dudamel’i hatırlatıyor. Dudamel’in şu
anda Los Angeles Filarmoni Orkestrası’nı yönetiyor. El Sistema’nın ise UNESCO
ile İsveç Kraliyet Akademisi’nden ödüller almıştı.
Akıncı, “Biz de gerek Barış Çocuk Senfoni Orkestrası’yla
gerek Narlıdere Çocuk Senfoni Orkestrası’yla ne kadar çok çocuğun hayatına
dokunabilirsek o kadar iyi” sözlerini ekliyor.
Bu haber, ilk olarak 5 Kasım 2019'da Ticaret gazetesinde yayımlanmıştır.
.png)