5 Kasım 2019

Çocuklar seslerin armonisinde buluşuyor

Keman sanatçısı Kartal Akıncı’nın şefliğini yaptığı Narlıdere Çocuk Senfoni Orkestrası ilk provasını Narlıdere AKM’de gerçekleştirdi. Orkestranın çocuklara sevgi katacağını dile getiren Akıncı, “Toplumda büyük bir kakofoninin (ses uyumsuzluğu) oluştuğu bir dönemde enstrümanların farklı sesleriyle uyumunu, armonisini bir düşünün... Demokrasi de işte böyle” diyor

Sercan Engerek

Narlıdere Belediyesi himayesinde kurulan Çocuk Senfoni Orkestrası ilk provasını yaptı. Bir ilçe belediyesinin desteğiyle kurulan ilk orkestra olma özelliğini taşıyan Çocuk Senfoni Orkestrası’nın şefliğini üstlenen keman sanatçısı Kartal Akıncı, “Her çocuğun bir eğitim hakkı var. İmkân verirseniz çocuk gelişir, daha da iyisini yapmaya başlar. Bir şeyler verdiğinizde meyvesini mutlaka alırsınız. Çocuklar tabii internete de girsin ama onları mutlaka sanatın bir dalıyla, müzikle de tanıştırmalıyız” dedi.

Narlıdere Çocuk Senfoni Orkestrası’nın seçmeleri geçen ekim ayında ortaokul ve lise seviyesindeki 115 öğrenci arasından keman, viyola, viyolonsel, kontrbas, yan flüt, obua, fagot, klarnet gibi 15 farklı enstrüman dalında yapıldı. Orkestranın Genel Koordinatörlüğü’nü Dilek Rodos, orkestra eğitmenliğini ise İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nda (İzDSO) 25 yıl keman sanatçılığı yapan Kartal Akıncı üstlendi. Öğrenci velilerinin de katıldığı iki gün süren seçimler sonucu 87 çocuk orkestraya seçildi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Yaylı Çalgılar Anasanat Dalında öğretim üyesi de olan Kartal Akıncı, çocuklarla ilk provayı ise Narlıdere Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirdi. İzleme olanağı bulduğumuz provada Akıncı, ilk olarak şef batonunu tanıtarak çocuklara merhaba dedi.

Heyecanları, sevinçleri gözlerinden anlaşılan sanatçı adayları çalgılarıyla yeteneklerini gösterdi. Narlıdere Çocuk Senfoni Orkestrası’ndaki çocukların 30’u konservatuvarlı. Diğerleri devlet okullarıyla özel okullarda eğitimlerine devam ederken bireysel olarak enstrüman eğitimi alıyor. Orkestrada çalma deneyimini ise ilk kez yaşıyorlar.

“Profesyonel eğitim alacaklar”

Şef Kartal Akıncı, orkestrada çalma deneyiminin çocuklara çok yönlü bir kültür kazandıracağını söylüyor. Orkestra düzeninde çocukların birbirlerine olumlu katkı sağlayacağına inanan Akıncı, bir orkestranın oturma düzenini anlatıyor:

“Çocuklardan daha az iyi çalanları daha iyi çalanların yanına oturtacağız. Sürekli yer değiştirecekler. Çünkü aynı yerde kaldıklarında kötü çalan kötü çalmaya devam eder. Çocuklar yanlış çaldıklarında birbirlerini uyarıyorlar. Burada alacakları eğitim profesyonel bir eğitim olacak. Her biri, gelişeceğine inandığımız çocuklar.”

Orkestranın Koordinatörü Dilek Rodos, Keman sanatçısı Kartal Akıncı, piyanist Talia Özlem Baltacılar

“Çocuklar birbirlerini dinlemeyi öğrenecek”

Orkestranın çocukların yaşamına getireceği değişikliklere değiniyor Akıncı, “Orkestra çocuklara sevgi katacak” diyor:

“Bir kere yeni arkadaşlar edinecek çocuklar. Toplu hareket etmeyi öğrenecekler. Çünkü daha önce hep bireysel ders almışlar. Keman dersine gidiyor bireysel, özel matematik dersine gidiyor bireysel. Burada bir saat içerisinde aynı anda nefes almanın, aynı anda gülmenin, sevinmenin keyfine varacaklar. Provadan çıktıkları zaman diyecekler ki, ‘Bugün güzel bir iş yaptık biz. Toplu bir iş yaptık ve başardık.’ Dayanışmayı, birbirlerini dinlemeyi öğrenecek bu çocuklar.”

“Alkışlanmak bir müzisyenin yaşayacağı en güzel duygu”

Kartal Akıncı, uzun yıllar İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın keman grup şefliği görevini yürüttü. Solist sanatçı olarak Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, İstanbul Milli Reasürans Oda Orkestrası, İstanbul Oda Orkestrası, Ege Oda Orkestrası ile konserler verdi. Konservatuvarda öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam eden Akıncı, daha önce de Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı ile Barış İçin Müzik Vakfı’nın işbirliğinde kurulan Barış Çocuk Senfoni Orkestrası’nın eğitmeniydi.  

Akıncı, “Her senfoni orkestrası konserinden sonra” diyor, “arkadaşlarımızla konserimizi mutlaka kutlarız. Çok güzel bir konser yaptık diye birbirimize iyi dileklerimizi sunarız. Bu bizim için motive olur. Ben bir arkadaşım konserde solo çalarken çok heyecanlanırım. Onlar güzel çalsınlar diye dua ederim. Orkestra ve solist iyi çalınca şef de mutlu oluyor. Bu seyirciye de geçiyor. Alkışlanmak bir müzisyenin yaşayacağı en güzel duygu. Mesela çocuklarla burada ilk provayı yaparken, bir grup diğer grubu alkışladı. Çünkü onlar hata yapmadı. Bir dahaki provada düşünecekler ki ben hiç hata yapmamalıyım.”

“Çocuk ‘Öğretmenim gökkuşağı gibi’ dedi”

Akıncı, Barış Çocuk Senfoni Orkestrası’nda çocukları eğitirken yaşadığı bir anıyı hatırlıyor: “Bir provada çocuklara ‘Önce sen bu notayı, sonra sen öbür notayı altı sesli çal’ dedim. Çaldılar. Daha sonra hepsi aynı anda çaldı ve armonik bir uyum oluştu. Henüz çok başlarındaydık eğitimin. Çocuklardan biri ‘Öğretmenin gökkuşağı gibi’ dedi. Sesten renkleri görmüş çocuk. ‘Aferin’ dedim. Biz de kendimiz açısından demek ki doğru yoldayız dedik.”

Çoksesliliğin demokrasi ile ilişkisini kuran Akıncı, heyecanlı bir sesle diyor ki, “Toplumda büyük bir kakofoninin (ses uyumsuzluğu) oluştuğu bir dönemde her enstrümanın farklı sesleriyle uyumunu, armonisini bir düşünün…”   

Narlıdere Çocuk Senfoni Orkestrası ilk provasını yaptı.

Bir El Sistema örneği var

Venezüella’da 1975 yılında ekonomist, eğitimci, aktivist kimliklerine sahip olan Jose Antonio Abreu tarafından El Sistema (Müzik Aracılığıyla Sosyal Hareket) başlatılmıştı. Projenin amacı suça, şiddete bulaşmış, yoksul, gecekondu mahallelerinde yaşayan çocuklara ulaşmaktı. “Zayıfların, çocukların, hastaların, savunmasızların, haklılığını kanıtlamak için çırpınanların elindedir sanat” ilkesiyle hareket eden Abreu’nun çabaları sonucunda yüz binlerce gence müziğe erişim ve müzik eğitimi olanağı sağlandı. El Sistema ile Simon Bolivar Senfoni/Gençlik Orkestrası kuruldu. El Sistema müziğin sınıfsal sınırları ortadan kaldırmasıyla değerlendiriliyor.

Dudamel, Los Angeles Filarmoni’yi yönetiyor

Kartal Akıncı, bir sosyal hareket olarak başlatılan El Sistema projesiyle küçük nüanslar içerse de Barış Çocuk Senfoni Orkestrası ve şimdi de Narlıdere Çocuk Senfoni Orkestrası’yla sanatın çocukların hayatındaki yerini vurguluyor:

“El Sistema’da ilk olarak bir garajda birkaç çocukla başlıyorlar çalışmaya. Enstrüman yok. Kartondan keman ve çellolar yapıyorlar mesela. Derken iş büyüyor. Sonra devlet yardım etmeye başlıyor. Bina tahsis ediliyor. Anne babalar da bu sefer çocukların yemeklerini pişirmeye, eğitim yerlerini temizlemeye başlıyorlar. Bir çığ gibi büyüyor. Yaşamı gecekondularda geçen, o güne dek eğitim imkânı bulamamış çocuklar, gençler El Sistema’yla hem müzikle yaşamdaki çaresizlikleri azalıyor hem de müzisyen olarak yetişiyor.”

Akıncı, ‘Dezavantajlı’ kesimler için gelişimi hedefleyen El Sistema ile yetişen dünyaca ünlü şef Gustav Dudamel’i hatırlatıyor. Dudamel’in şu anda Los Angeles Filarmoni Orkestrası’nı yönetiyor. El Sistema’nın ise UNESCO ile İsveç Kraliyet Akademisi’nden ödüller almıştı.

Akıncı, “Biz de gerek Barış Çocuk Senfoni Orkestrası’yla gerek Narlıdere Çocuk Senfoni Orkestrası’yla ne kadar çok çocuğun hayatına dokunabilirsek o kadar iyi” sözlerini ekliyor.


Bu haber, ilk olarak 5 Kasım 2019'da Ticaret gazetesinde yayımlanmıştır.