18 Temmuz 2023

Çevrenin korunmasında Danıştay’dan emsal niteliğinde karar

Zeytinliklerin korunmasında Danıştay’ın sivil toplum kuruluşlarının ve yurttaşların ortak dava açamayacağına ilişkin kararı temyiz aşamasında bozuldu. Bununla birlikte Çevre Kanunu’ndaki “çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi” hükmü uyarınca kuruluşlar ve yurttaşlar ortak dava açabilecek


Sercan Engerek

Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu, yurttaşların ve birden fazla kuruluşun zeytinlikleri madencilik faaliyetine açan yönetmelik değişikliğine karşı ortak dava açamayacağına ilişkin hüküm veren Danıştay 8. ve 10. Dairelerinin kararını bozdu. Kurul, bozma kararda kişinin mahkemeye erişiminin engellenmemesi gerektiğine hükmetti.

Kararı değerlendiren Avukat Cem Altıparmak, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşamanın evrensel bir insan hakkı olduğuna dikkat çekerek “Kararla birlikte tüm canlıların hakkının korunup savunulmasında tüm yurttaşların, meslek odalarının, birliklerin ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte dava açabilmelerinin kamusal bir menfaate karşılık geldiği bir kez daha görüldü” dedi.

“Şekilci, katı yorumlamalar, mahkemeye erişim hakkını engeller”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2022’nin Mart ayında zeytinlikleri madencilik faaliyetine açan yönetmelik değişikliğine karşı birçok sivil toplum kuruluşu dava açmak için harekete geçti.

Bu süreçte aralarında Doğa Derneği’nin de bulunduğu dokuz dernek, yedi kooperatif ve 11 yurttaş yönetmelik değişikliğinin iptal edilmesi için ortak bir dava açtı.

Açılan davalar sonucunda Danıştay 8. Dairesi, zeytinlikleri madencilik faaliyetine açan yönetmelik hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ancak Danıştay 8. ve 10. Daireleri Müşterek Kurulu, dava açanlar arasında yer alan dernek, kooperatif ve yurttaşların ortak dava açamayacağı gerekçesiyle her bir davacının ayrı ayrı dava açmasına hükmetti. İdarî mahkeme ortak dava dilekçesini de reddetti.

Enerji Bakanlığından davacı yurttaşlar ile sivil toplum kuruluşları ise Danıştay 8. ve 10. Dairelerinin 13 Eylül 2022 tarihli ret kararını temyize gitti. Dava sürecinin sonunda Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu temyize konu olan kararı bozdu.

Danıştay Kurulunun kararında “Usûl hükümlerinin aşırı katı ve şekilci yorumlanması suretiyle verilen temyize konu 8. ve 10. Dairelerin kararında Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan âdil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden hukukî isabet bulunmamaktadır” denildi.

Kamu yararı açısından emsal

Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına ilişkin konuşan Avukat Altıparmak, bu kararın çevre hakkıyla ilgili davalarda kamu yararı açısından emsal bir karar olduğunun altını çizdi.

Altıparmak, 8. Dairenin ayrı ayrı dava açılmasına hükmeden kararını hukukî olarak kabul edilemez buldukları için ikinci kez açtıkları davanın reddedilmesinden sonra temyize gittiklerini anlattı:

Cem Altıparmak
“Danıştay 8. Dairesi’nin ret gerekçesine uyarak her bir davacı için ayrı ayrı dava açmayı kabul etmemiz durumunda hukuk devletinin temelini oluşturan hak arama hürriyeti, yurttaşların ülkedeki bir hukuksuzluğa karşı toplumsal dayanışma içinde ve bir arada haklarını savunma özgürlükleri ciddi bir risk altına girecekti. 

Her bir davacı için ayrı ayrı dava açma yoluna gitseydik bundan sonra Türkiye’nin herhangi bir yerinde iki kişi bir araya gelip de çevre, doğa ve insan hakları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda birlikte dava açamaz hâle gelebilirdi. 

Bu yüzden Danıştay 8. Dairesi’nin hukuksuz kararının genel bir uygulama, bir içtihat hâline dönüşmesine izin vermemek için aynı ‘hatayı’ bile isteye tekrarlayıp tüm davacılar adına yine tek bir dava açtık ve davamızın bir kez daha reddedilmesi üzerine kararı temyize gittik.”

Altıparmak, davacıların ayrı ayrı dava açmaya zorlanmasının, âdil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı açısından ağır bir ihlal olacağını söyledi.

“Ortak dava anayasal bir haktır”

Birleşmiş Milletler geçen yılın temmuz ayında aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 161 ülkenin oyuyla temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir çevreye erişimi evrensel insan hakkı ilân etmişti.

Çevre Kanunu’daki “Bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır” maddesini hatırlatan Altıparmak aynı kanunun 3. maddesine de atıfta bulundu.

Çevre Kanunu’nun 3. maddesinde “Başta idare, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevlidir. Çevre politikalarının oluşmasında katılım hakkı esastır. Bakanlık ve yerel yönetimler; meslek odaları, birlikler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların çevre hakkını kullanacakları katılım ortamını yaratmakla yükümlüdür” deniliyor.

Altıparmak sözlerine şunları ekledi:

“Temyize konu davada müvekkillerimiz doğanın yok edilmesi nedeniyle ve ‘paydaş’ sıfatıyla kişisel, somut, güncel menfaatlerinin ihlal edilmesi sebebiyle birlikte harekete geçmektedirler. Bu davayı birlikte açabilme hakkı onların anayasal hakkıdır.”

Ne olmuştu?

Resmî Gazete’de 1 Mart 2022 tarihinde yayımlanan kararla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Maden Yönetmeliğinde yaptığı değişikliğe istinaden zeytinlikler madencilik faaliyetine açılmıştı.

Maden Yönetmeliğinde değişiklik yapan yönetmeliğe göre elektrik ihtiyacını karşılamak üzere maden işletmeleri, madencilik faaliyetinin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlara denk gelmesi durumunda zeytin ağaçlarını taşıyabilecek ve zeytinliğe tesis inşa edebilecekti.

Yönetmelik değişikliği kamuoyunda tepkiyle karşılandı ve sivil toplum örgütleri, avukatlar, yurttaşlar yönetmeliğin iptali talebiyle davalar açtı. Danıştay 8. Dairesi, 20 Nisan 2022’de yönetmelik hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Yürütmeyi durdurma kararı Enerji Bakanlığının itirazı üzerine Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu tarafından 22 Haziran 2022’de kaldırıldı.

Muğla Milletvekili Metin Ergun’un Maden Yönetmeliğinde zeytinlikler aleyhine yapılan değişikliklerin iptali için açtığı dava ise 13 Eylül 2022 tarihinde sonuçlandı.

Danıştay 8. Dairesi söz konusu yönetmelik için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Daire Enerji Bakanlığının Maden Yönetmeliğinde yaptığı değişikliklerin kanuna aykırı olduğunu belirtti. Kararda kanunla düzenlenen zeytinlik sahalarını bakanlıkların yönetmelik çıkararak düzenleme yetkisinin bulunmadığına dikkat çekildi.