Zeytinliklerin korunmasında Danıştay’ın sivil toplum kuruluşlarının ve yurttaşların ortak dava açamayacağına ilişkin kararı temyiz aşamasında bozuldu. Bununla birlikte Çevre Kanunu’ndaki “çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi” hükmü uyarınca kuruluşlar ve yurttaşlar ortak dava açabilecek
Kararı değerlendiren Avukat Cem Altıparmak, sağlıklı ve
sürdürülebilir bir çevrede yaşamanın evrensel bir insan hakkı olduğuna dikkat
çekerek “Kararla birlikte tüm canlıların hakkının korunup savunulmasında tüm
yurttaşların, meslek odalarının, birliklerin ve sivil toplum kuruluşlarının
birlikte dava açabilmelerinin kamusal bir menfaate karşılık geldiği bir kez
daha görüldü” dedi.
“Şekilci,
katı yorumlamalar, mahkemeye erişim hakkını engeller”
Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2022’nin Mart ayında zeytinlikleri madencilik
faaliyetine açan yönetmelik değişikliğine karşı birçok sivil toplum
kuruluşu dava açmak için harekete geçti.
Bu süreçte
aralarında Doğa Derneği’nin de bulunduğu dokuz dernek, yedi kooperatif
ve 11 yurttaş yönetmelik değişikliğinin iptal edilmesi için ortak bir dava
açtı.
Açılan davalar sonucunda Danıştay 8. Dairesi, zeytinlikleri madencilik
faaliyetine açan yönetmelik hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Ancak Danıştay 8. ve 10. Daireleri Müşterek Kurulu, dava açanlar arasında yer
alan dernek, kooperatif ve yurttaşların ortak dava açamayacağı gerekçesiyle her
bir davacının ayrı ayrı dava açmasına hükmetti. İdarî mahkeme ortak dava dilekçesini
de reddetti.
Enerji Bakanlığından davacı yurttaşlar ile sivil toplum
kuruluşları ise Danıştay 8. ve 10. Dairelerinin 13 Eylül 2022 tarihli ret kararını
temyize gitti. Dava sürecinin sonunda Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu temyize
konu olan kararı bozdu.
Danıştay Kurulunun kararında “Usûl hükümlerinin aşırı katı
ve şekilci yorumlanması suretiyle verilen temyize konu 8. ve 10. Dairelerin
kararında Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan âdil yargılanma
hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden hukukî isabet
bulunmamaktadır” denildi.
Kamu
yararı açısından emsal
Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına
ilişkin konuşan Avukat Altıparmak, bu kararın çevre hakkıyla ilgili davalarda kamu
yararı açısından emsal bir karar olduğunun altını çizdi.
Altıparmak, 8. Dairenin ayrı ayrı dava açılmasına hükmeden kararını hukukî olarak kabul edilemez buldukları için ikinci kez açtıkları davanın reddedilmesinden sonra temyize gittiklerini anlattı:
Cem Altıparmak |
“Her bir davacı için ayrı ayrı dava açma yoluna gitseydik bundan sonra Türkiye’nin herhangi bir yerinde iki kişi bir araya gelip de çevre, doğa ve insan hakları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda birlikte dava açamaz hâle gelebilirdi.
“Bu yüzden Danıştay 8. Dairesi’nin
hukuksuz kararının genel bir uygulama, bir içtihat hâline dönüşmesine izin
vermemek için aynı ‘hatayı’ bile isteye tekrarlayıp tüm davacılar adına yine
tek bir dava açtık ve davamızın bir kez daha reddedilmesi üzerine kararı temyize
gittik.”
Altıparmak, davacıların ayrı ayrı dava açmaya zorlanmasının,
âdil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı açısından ağır bir ihlal
olacağını söyledi.
“Ortak
dava anayasal bir haktır”
Birleşmiş Milletler geçen yılın temmuz ayında aralarında
Türkiye’nin de bulunduğu 161 ülkenin oyuyla temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir
çevreye erişimi evrensel insan hakkı ilân etmişti.
Çevre Kanunu’daki “Bütün canlıların ortak varlığı olan
çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri
doğrultusunda korunmasını sağlamaktır” maddesini hatırlatan Altıparmak aynı
kanunun 3. maddesine de atıfta bulundu.
Çevre Kanunu’nun 3. maddesinde “Başta idare, meslek odaları,
birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere herkes, çevrenin korunması ve
kirliliğin önlenmesi ile görevlidir. Çevre politikalarının oluşmasında katılım
hakkı esastır. Bakanlık ve yerel yönetimler; meslek odaları, birlikler, sivil
toplum kuruluşları ve vatandaşların çevre hakkını kullanacakları katılım
ortamını yaratmakla yükümlüdür” deniliyor.
Altıparmak sözlerine şunları ekledi:
“Temyize konu davada müvekkillerimiz doğanın yok edilmesi
nedeniyle ve ‘paydaş’ sıfatıyla kişisel, somut, güncel menfaatlerinin ihlal
edilmesi sebebiyle birlikte harekete geçmektedirler. Bu davayı birlikte
açabilme hakkı onların anayasal hakkıdır.”
Ne
olmuştu?
Resmî Gazete’de 1 Mart 2022 tarihinde yayımlanan kararla Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Maden Yönetmeliğinde yaptığı değişikliğe
istinaden zeytinlikler madencilik faaliyetine açılmıştı.
Maden Yönetmeliğinde değişiklik yapan yönetmeliğe göre elektrik
ihtiyacını karşılamak üzere maden işletmeleri, madencilik faaliyetinin tapuda
zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlara denk gelmesi durumunda zeytin ağaçlarını
taşıyabilecek ve zeytinliğe tesis inşa edebilecekti.
Yönetmelik değişikliği kamuoyunda tepkiyle karşılandı ve
sivil toplum örgütleri, avukatlar, yurttaşlar yönetmeliğin iptali talebiyle
davalar açtı. Danıştay 8. Dairesi, 20 Nisan 2022’de yönetmelik hakkında
yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Yürütmeyi durdurma kararı Enerji Bakanlığının itirazı
üzerine Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu tarafından 22 Haziran 2022’de
kaldırıldı.
Muğla Milletvekili Metin Ergun’un Maden Yönetmeliğinde
zeytinlikler aleyhine yapılan değişikliklerin iptali için açtığı dava ise 13
Eylül 2022 tarihinde sonuçlandı.
Danıştay 8. Dairesi söz konusu yönetmelik için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Daire Enerji Bakanlığının Maden Yönetmeliğinde yaptığı değişikliklerin kanuna aykırı olduğunu belirtti. Kararda kanunla düzenlenen zeytinlik sahalarını bakanlıkların yönetmelik çıkararak düzenleme yetkisinin bulunmadığına dikkat çekildi.
