21 Kasım 2023

Agrobay tarım işçilerinin direnişi dördüncü ayına girdi: İşçilerin ne hakları verildi ne de işçilere verilen sözler tutuldu

Bergama’da tazminatları ve maaşları ödenmeden işten çıkarılan Agrobay işçilerinin direnişi 92. gününde. Kod-46’nın haklarını aradıkları için kendilerine atılan bir iftira olduğunu söyleyen işçiler basın açıklaması yaparak Kod-46’nın kaldırılmasını, kıdem ve ihbar tazminatlarının, içeride kalan maaşlarının ödenmesini talep etti

Sercan Engerek

“Bir gün iş çıkışı işyerinin önünde toplanan arkadaşlarımı gördüm. Sendikaya üye olan arkadaşlarımdı. ‘Bizi işten attılar’ dediler. Bunu öğrendikten sonra ben ve yanımdaki arkadaşlarım da destek olmak için o arkadaşlarımızın yanına gittik. Şirket yetkilisi Funda Hanım yanımıza geldiğinde bize ‘nankörler’ diye hakaret etti. Patronumuz içeride oturuyordu. Gelip arkadaşlarıma ‘Tazminatınızı, maaşınızı ödeyeceğim’ diye tek bir açıklama yapmadı. Biz de sesimiz duyulsun diye yolu kapattık. Bu eylemden sonraki gün işe geldim. İnsan kaynaklarının çağırdığını söylediler. İşten çıkarmak için çağırmışlar.”

Agrobay Seracılık’ın geçen ağustos ayında işten attığı tarım işçilerinden 61 yaşındaki Naime Tekkahraman işten çıkarılışını bu sözlerle anlatıyor.

O günün üzerinden üç ay geçmesine rağmen 39 tarım işçisine kıdem ve ihbar tazminatları ile içeride kalan maaşları ödenmedi.

İzmir’in Bergama ilçesinde Agrobay Seracılık’ın “performans düşüklüğünü gerekçe göstererek” işten uzaklaştırdığı işçilerin tazminat haklarını ve içeride kalan maaşlarını alabilmek için başlattığı eylem 92. gününe girdi.

Agrobay şirketinin yöneticileri işten çıkardığı işçiler için “performans düşüklüğü” gibi bir gerekçe öne sürse de Tekkahraman gibi işten atılan 39 işçi, bir mühendis ve bir tekniker işten uzaklaştırılmalarının asıl sebebinin sendika üyeliği olduğu konusunda hemfikir. Tarım Sendikası’na (Tarım-Sen) üye olmalarının gerekçesini de çalışma koşullarıyla ilgili sorunları şirket yönetimine bildirdikleri her seferinde işsizlikle tehdit edilmeleri, sorunların çözümsüz bırakılması olarak açıklıyorlar. “Bunun için” diyorlar, “sorunlarımızın artık sendikal mücadeleyle çözüleceğine inandık.”

Daha önce bir işçi öldü, bir işçinin de iş kazasında beli kırıldı

En eskisi 18 yıl önce Agrobay’da çalışmaya başlayan tarım işçileri en temel sorunlarını çalıştıkları süreçte maaşlarının ve mesai ücretlerinin tam ödenmemesi, ağır çalışma şartları, iş kazaları, işe gidip geldikleri servis aracının eski ve güvensiz olması diye sıralıyorlar.  

Ürettiği domatesleri yurt dışına ihraç eden Agrobay, “dünyanın ikinci, Avrupa’nın en büyük serasına sahip olmasıyla” öne çıkıyor. Türkiye’den Almanya, İspanya, İsveç, Hollanda, Rusya gibi ülkelere domates ihracatında büyük bir paya sahip ve 200 dönümde üretim yapan Agrobay Seracılık’ta 400’e yakın işçi çalışıyor.

İşçiler günde 15 saati bulan mesailerinde sürekli ayakta çalışıyor. Sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten atılan işçiler hep bir ağızdan, jeotermal enerjiyle ısıtılan serada 60-80 dereceye kadar çıkan sıcaklığa, tarım kimyasallarına karşı koruyucu ekipmanların yetersiz olduğunu dillendiriyor. Domateslerin toplanmasında kullanılan asansörlerin eski olması nedeniyle artan can güvenliği riskine dikkat çekiyorlar.

Agrobay’daki çalışma geçmişi dokuz yıl geriye giden Şirin Yıldırım, ip atarken güvenlik kemeri verilmediği için düşüp belini kırdığını belirtiyor. Bu süreçte hastane tarafından 20 günlük rapor verildiğini söyleyen Yıldırım, “İşyerinde geçirdiğim kaza SGK kayıtlarında da mevcut. Daha önce de çalışırken kolum çatladı. İş kazası olarak kabul etmeyip ‘Evde düştün’ dediler. Aynı ağır işi sürekli yaptığımız için çoğumuzda da fıtık çıktı” diyor.

Orada çalışmış olan bir işçinin ismini vermek istemeyen çocuğu ise önceki yıllarda Agrobay’da yaşanan iş cinayetini hatırlatıyor. Tarihini tam olarak anımsamamakla birlikte bir erkek işçinin kafasına palet düştüğü için öldüğünü söyleyen işçi çocuğu olayın örtbas edildiğini ekliyor:

“İşçiye öldüğü gün sigorta yaptılar. Olayın üstünü örtmek için de işçinin ailesine para verip, köye hayrat olarak bir çeşme yaptırdılar. İşçinin ölümü unutuldu.”

“Kod-46, haklarımızı aradığımız için bize atılan bir iftiradır”

Bergama, Dikili, Kınık ve Ayvalık’ın köylerinde erken yaşlarda tarım işlerinde çalışmaya başlayan, sonra yolları endüstriyel tarım şirketlerine düşen çoğunluğu kadın işçi, şimdi kendi topraklarında böyle bir çalışma düzeninin yaratılmasına tepkili. Agrobay gibi bölgedeki diğer işletmelerde de benzer şartların hüküm sürdüğünü anlatıyorlar.

Agrobay’da 39 işçinin 31’i Kod-46 ile işten uzaklaştırıldı. Kod 46, SGK sicil işlemlerinde “işçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” diye biliniyor. İşverenin işçiyi Kod-46 ile işten çıkardığı kesinleşmesi hâlinde işçi; işçilik haklarının ödenmemesi, hak kayıplarının ortaya çıkması, işsizlik ücreti alamaması gibi durumlarla karşı karşıya kalıyor. Kod-46, sicile işlendiği için işçinin yeni bir işe girmesi de zorlaşıyor.

Agrobay işçileri işverenin kendilerine yönelttiği “hırsızlık” ve “yüz kızartıcı suç” isnadını kesin bir dille reddederek şöyle diyorlar:

“Yıllarca işletmenin hiçbir malına elimizi sürmedik, alnımızın akıyla çalıştık, çalışırken de sağlığımızı feda ettik. Sendikaya üye olana kadar sorun yoktu. Bu kadar insan aynı anda nasıl böyle bir suç işlemiş olabiliriz? Kod-46, haklarımızı aradığımız için bize atılan bir iftiradır.”

İşçi Yıldırım, şirketin sahiplerinden Arzu Şentürk Salık’ın bir radyo programında işçilere domates dağıttıklarını söylemesini sesi titreyerek eleştiriyor: “Kusurlu domatesler çöpe giderdi, koyunlara giderdi; gene işçiye verilmezdi. Kaç kez çöpten seçip evine domates götüren işçi oldu. Kimse yalan söylemesin” diyor. 

Agrobay’da 10 yıllık kıdemi bulunan Dudu Güven’in hikâyesi ise diğer arkadaşlarının işten çıkarıldığı tarihten 15 gün önceye gidiyor. Astım olduğu için işten çıkarıldığını anlatan Güven, şunları söylüyor: 

“Bana rahatsızlığımdan dolayı ‘Seni çıkaracağız’ dediler. Sonra da beş aylık ücretsiz izne çıkardılar. Evrakı alelacele imzalattıkları için o an durumun farkına varamadım. Arayacaklarını söylemişlerdi ama arayıp soran olmadı. Telefonumu engelledikleri için ben de ulaşamadım.”

İşçiler direnişlerinin 90. gününde Agrobay Seracılık'ın önünde basın açıklaması yaparak Kod-46'nın kaldırılmasını istedi. 

“Şirket Haklarını verir, her şeyi yaparım demişti. Madem öyle hakkımızı versin 

İşçiler direnişlerinin 90. gününde Agrobay Seracılık’ın önünde açıklama yaptı. Tarım-Sen Yönetim Kurulu Üyesi ve işten tazminatları ile maaşları ödenmeden çıkarılan Agrobay işçisi Fatma Kaya, eylemlerinin ilk günlerini hatırlatarak “Jandarma komutanı buraya geldiğinde bize dedi ki ‘Siz eşkıya mısınız? Yolu kapatıyorsunuz.’ Dedik ki ‘Biz eşkıya değiliz! Verdiğimiz emeğin karşılığını almak için toplandık.’ Onların ay sonu maaşları ceplerine giriyor. Ama biz üç aydan beri maaşımızı alamadık. Hâlâ tazminatlarımız, maaşlarımız içerde. Şirket ‘Haklarını verir, her şeyi yaparım’ demişti. Madem öyle o zaman bizim hakkımızı versin” diye konuştu.

Açıklamada söz alan Tarım-Sen Başkanı Umut Kocagöz de şirketin, servis araçlarının önüne geçerek yaptıkları eylem üzerinden işçileri suçladığını ancak bunun kabul edilemeyeceğini söyledi. Kocagöz, “Temel sebep buradaki işçilerin sendikaya üye olmaları. Akabinde de işletmedeki olumsuz çalışma şartlarını söylemek için patronun karşısına dikilmeleri… Patron da bunu kendine bir başkaldırı olarak algıladı ve işten çıkararak işçileri cezalandırdı” dedi. Kocagöz, Agrobay işçilerinin taleplerini şöyle sıraladı:

Kod-46 işçinin tazminatını, içerideki maaşını almasını ve başka işletmelerde çalışmasını engelliyor. Temel taleplerimizden biri Kod-46’nın kaldırılması...

 İşten çıkarma sürecinde şirket bütün hakları vereceğini söylemişti. Ama şimdiye kadar hiçbir adım atılmadı. İkinci talebimiz tazminatların ve maaşların ödenmesi…  

İşe geri dönmek isteyen arkadaşlarımız açısından da işe iadelerinin yapılması… 

Tarım-Sen’in bildirdiğine göre Agrobay’ın işten çıkardığı işçilerin tazminatlarının ve maaş alacaklarının toplamı 8 milyon lira.

Direnişin öne çıkan gelişmeleri

Haksız yere işten çıkarıldıkları gerekçesiyle Agrobay Seracılık’ın bulunduğu Hasan Şentürk Tarım Yerleşkesi’nin önünde 22 Ağustos’ta direnişe başlayan işçilere direnişlerinin 17. gününde jandarma yoğun bir müdahalede bulundu. Şirketin çağrısıyla gelen jandarma ve polis, işçileri yerde sürükleyerek gözaltına aldı. Bu sırada işçi Şirin Yıldırım’ın ayağı kırıldı. Gözaltına alınanlar arasında avukatlar ve sendika başkanları da vardı. Hâkim gözaltına alınan Tarım-Sen Başkanı Umut Kocagöz’e işletmeye 500 metre yaklaşmama şartı getirdi.

Umut Sendikası (Umut-Sen) örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, direniş çadırında açıklama yaparak “AKP, patron Arzu Hanım’ın yanında. CHP yanında. Bergama savcısı, hâkimi yanında. İzmir valisi yanında. Bergama jandarması yanında. İzmir alay komutanı yanında” dedi.

Tarım işçileri Agrobay’ın domates ihraç ettikleri ülkelerin konsoloslukları önünde basın açıklaması yapmasının yanında yaşadıkları mağduriyetin giderilmesi için 16 Eylül günü de Ankara’ya gitti. Meclis’te CHP’nin grup toplantısına katıldıktan sonra eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ederek sorunlarını anlattı.

“Tuncay Özkan telefonlarımı açmıyor”

Meclis’te CHP İzmir milletvekili Tuncay Özkan’la da görüşen işçilere Özkan, çözüm için elinden geleni yapacağına dair söz verdi.

Ancak o günden bugüne bir “çözüm” bulunamadı. 

İşçi Şirin Yıldırım, Özkan’la görüşmelerini ve sonrasını biraz sitemkâr biraz da nüktedan bir şekilde şöyle anlatıyor:

“Tuncay Bey, Arzu Hanım’ın nikâh şahidiydi. Durup dururken bir insanın yoldan geçen bir nikâh şahidi olmaz. Hele bir de zenginseniz. Görüştüğümüz günden sonra bir daha Tuncay Bey’e ulaşamadım maalesef, telefonlarımı açmıyor. Tuncay Bey, Arzu Hanım’a takı da takmıştır. Öyle ufak bir takı da değildir. Arzu Hanım bizim tazminatımızı, maaşımızı vermiyor. En azından Tuncay Bey o takıyı geri alsın da bari tazminatımızı olmasa da maaşımızı ödesin.”

38. Olağan Kurultay’da CHP’nin 8. genel başkanı seçildiği gece “İzmir’de Agrobay’da direnen kadınlara” selam gönderen Özgür Özel ise CHP genel başkanlığına aday olduğu günlerde, 22 Eylül’de İzmir milletvekili Gökçe Gökçen ve Manisa milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ile Agrobay işçilerini ziyaret etti. O gün şirket yöneticileriyle görüşerek sorunun çözülmesi için adım atan Özel, “İşçilerin seslerini Türkiye’ye duyurmaya gayret edeceğiz” dedi.

Özel, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nı göreve davet ederek şirkete çalışma müfettişlerinin gönderilmesini isteyerek şunları söyledi:

“Hem işten çıkarılan 39 işçiyle hem de şu an içeride olan tüm işçilerle görüşülmelidir. Bugün bazı açıklamalar geliyor, işçilerin yarısı daha işten çıkarılacak deniyor. Esas mesele ne küçülmek ne daralmak ne verimsizlik… Esas meselenin bu şirkete sendikanın girememesi olduğu apaçık ortadadır.”

Patron tarafında neler oldu?

Tarım işçileri seslerini duyurmak için direnişe başladıktan sonra Agrobay Seracılık’ın bağlı olduğu Hasanbey Çiftliği Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Şentürk Salık, BBC Türkçe’ye verdiği demeçte işten atma olayını “İşletmenin giriş-çıkışını kapatarak servislerin çıkmasını engellediler. Kim işletmenin giriş-çıkışını kapattıysa, kim suç işlediyse sadece o insanları çıkarttık” sözleriyle savundu.

Salık, Kod-46’nın kaldırılmasına ve tazminatların ödenmesi için ise konunun yargıya taşındığını belirterek çıkması muhtemel “yargı kararını” şart koştu. Güvencesiz çalışma iddialarını yalanlayan Salık, “Hak bu şekilde aranmaz, yargıya gidilir. Hepimiz biliyoruz ki işçi zaten bu ülkede 1-0 önde başlıyor. İyi niyetli bir insan arabulucuya gider, sizinle konuşur, olmazsa davaya gider” sözleriyle de tepki topladı.

Agrobay Seracılık’ın sahiplerinden Salık, Bergama Ticaret Odası yönetim kurulunun eylül ayında şirketlerini ziyaretinden sonra odanın kendisine “en çok kadın istihdamı sağlayan firma sahibesi rozeti” verdiğini sosyal medya üzerinden paylaştı.  

Agrobay’da işten çıkarılan 39 işçiden 36’sı kadın işçi. Agrobay’da 11 yıl boyunca çalışmış olan Behice Karabulut, böyle bir rozetin verilmesinin zoruna gittiğini söylüyor. Çünkü diyor, Karabulut, “Biz çok zor şartlar altında çalıştırıldık. Bunca yıl üretim yaptık. Şirketin Avrupa’ya ihracat yaptığı domatesleri yetiştiren işçileriz biz. Biz üretmesek o domatesler nasıl gönderilecekti? 36 kadın işçi Kod-46 ile tazminatsız bir şekilde işten çıkarıldı. Biriken maaşlarımızı alamadık. Sizin aracılığınızla Bergama Ticaret Odası’na sormak isterim: O rozeti nasıl verebildiniz? Biz ses çıkardığımız için ‘kadın işçi’ olarak görülmüyoruz.”

Agrobay işçileri
Agrobay’ın bağlı olduğu Bayburt Grup’a, toplamı 50 milyar doları bulan kamu ihalesi verildi

Agrobay Seracılık, 1973’te “Kıyasi Şentürk ve Ortakları” unvanıyla kurulan Bayburt Grup’un alt şirketlerinden biri. İnşaat, enerji, seracılık, sigortacılık, hayvancılık, akaryakıt dağıtımı ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren Bayburt Grup’un, ilk sırada yer alan faaliyet alanı ise inşaat.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından firmaya pek çok kamu ihalesi veriliyor. Bayburt Grup, havalimanı, metro, baraj, otoyolları, içme suyu ve sulama kanalları, demiryolları, tünel gibi altyapı projelerinde ve konut, idari ve mülki binalar, sosyal donatı, köprü, köprülü kavşak gibi üstyapı projelerinde yüksek bedelli ihaleler almasıyla ön plana çıkıyor. Medyatava’nın aktardığına göre Bayburt Grup şimdiye kadar davet usulü ile devletten 50 milyar dolarlık ihale işi aldı.

Agrobay ise 2015’te Türkiye-Rusya arasında yaşanan uçak krizinden sonra ithalat yasağının gevşetilmesiyle Rusya’ya domates ihraç etmesi için “seçilen” üç firmadan biriydi.      

Bayburt Grup’un ilişki ağı haritasını yayımlayan bianet’in yayın yönetmeni Murat İnceoğlu, “Agrobay gücünü nereden alıyor?” başlıklı yazısında, Bayburt Grup’un inşa ettiği Kop Dağı geçiş tünelinin inşaatında yaşanan iş cinayetini şu sözlerle kaydetti: 

“24 Eylül 2020’de tünelde gaz sıkışması sonucu patlama yaşandı. 11 işçi yandı, işçilerden biri öldü. Sayıştay tarafından yapılan incelemede şirket hatalı bulundu ve sözleşmenin derhal iptal edilmesi istendi. Ancak Karayolları Genel Müdürlüğü ihaleyi iptal etmedi.”

Bayburt Grup; Cengiz Holding, Limak, Kalyon, Kolin gibi firmalarla aynı kategoride değerlendiriliyor. Medyatava’nın yazdığına göre, Agrobay’ın bağlı olduğu Bayburt Grup’un yönetim kurulu başkanı Abdurrahman Şentürk ile CHP milletvekili Tuncay Özkan arasındaki yakınlık, bu firmanın adının siyasal muhalefetin “beşli çete” olarak andığı grubun içinde telaffuz edilmesini engelledi. 


Bu haberin bir bölümü “Agrobay tarım işçileri: Haklarımız verilmedi” başlığıyla ilk olarak bianet’te yayımlanmıştır.