Bergama’da tazminatları ve maaşları ödenmeden işten çıkarılan Agrobay işçilerinin direnişi 92. gününde. Kod-46’nın haklarını aradıkları için kendilerine atılan bir iftira olduğunu söyleyen işçiler basın açıklaması yaparak Kod-46’nın kaldırılmasını, kıdem ve ihbar tazminatlarının, içeride kalan maaşlarının ödenmesini talep etti
Sercan Engerek
“Bir gün iş çıkışı işyerinin önünde toplanan arkadaşlarımı gördüm.
Sendikaya üye olan arkadaşlarımdı. ‘Bizi işten attılar’ dediler. Bunu
öğrendikten sonra ben ve yanımdaki arkadaşlarım da destek olmak için o
arkadaşlarımızın yanına gittik. Şirket yetkilisi Funda Hanım yanımıza
geldiğinde bize ‘nankörler’ diye hakaret etti. Patronumuz içeride oturuyordu.
Gelip arkadaşlarıma ‘Tazminatınızı, maaşınızı ödeyeceğim’ diye tek bir açıklama
yapmadı. Biz de sesimiz duyulsun diye yolu kapattık. Bu eylemden sonraki gün
işe geldim. İnsan kaynaklarının çağırdığını söylediler. İşten çıkarmak için
çağırmışlar.”
Agrobay Seracılık’ın geçen ağustos ayında işten attığı tarım
işçilerinden 61 yaşındaki Naime Tekkahraman işten çıkarılışını bu sözlerle
anlatıyor.
O günün üzerinden üç ay geçmesine rağmen 39 tarım işçisine kıdem
ve ihbar tazminatları ile içeride kalan maaşları ödenmedi.
İzmir’in Bergama ilçesinde Agrobay Seracılık’ın “performans
düşüklüğünü gerekçe göstererek” işten uzaklaştırdığı işçilerin tazminat haklarını
ve içeride kalan maaşlarını alabilmek için başlattığı eylem 92. gününe girdi.
Agrobay şirketinin yöneticileri işten çıkardığı işçiler için “performans
düşüklüğü” gibi bir gerekçe öne sürse de Tekkahraman gibi işten atılan 39 işçi,
bir mühendis ve bir tekniker işten uzaklaştırılmalarının asıl sebebinin sendika
üyeliği olduğu konusunda hemfikir. Tarım Sendikası’na (Tarım-Sen) üye
olmalarının gerekçesini de çalışma koşullarıyla ilgili sorunları şirket
yönetimine bildirdikleri her seferinde işsizlikle tehdit edilmeleri, sorunların
çözümsüz bırakılması olarak açıklıyorlar. “Bunun için” diyorlar,
“sorunlarımızın artık sendikal mücadeleyle çözüleceğine inandık.”
Daha önce bir
işçi öldü, bir işçinin de iş kazasında beli kırıldı
En eskisi 18 yıl önce Agrobay’da çalışmaya başlayan tarım işçileri
en temel sorunlarını çalıştıkları süreçte maaşlarının ve mesai ücretlerinin tam
ödenmemesi, ağır çalışma şartları, iş kazaları, işe gidip geldikleri servis
aracının eski ve güvensiz olması diye sıralıyorlar.
Ürettiği domatesleri yurt dışına ihraç eden Agrobay, “dünyanın
ikinci, Avrupa’nın en büyük serasına sahip olmasıyla” öne çıkıyor. Türkiye’den Almanya,
İspanya, İsveç, Hollanda, Rusya gibi ülkelere domates ihracatında büyük bir
paya sahip ve 200 dönümde üretim yapan Agrobay Seracılık’ta 400’e yakın işçi
çalışıyor.
İşçiler günde 15 saati bulan mesailerinde sürekli ayakta çalışıyor.
Sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten atılan işçiler hep bir ağızdan, jeotermal
enerjiyle ısıtılan serada 60-80 dereceye kadar çıkan sıcaklığa, tarım
kimyasallarına karşı koruyucu ekipmanların yetersiz olduğunu dillendiriyor. Domateslerin
toplanmasında kullanılan asansörlerin eski olması nedeniyle artan can güvenliği
riskine dikkat çekiyorlar.
Agrobay’daki çalışma geçmişi dokuz yıl geriye giden Şirin
Yıldırım, ip atarken güvenlik kemeri verilmediği için düşüp belini kırdığını
belirtiyor. Bu süreçte hastane tarafından 20 günlük rapor verildiğini söyleyen
Yıldırım, “İşyerinde geçirdiğim kaza SGK kayıtlarında da mevcut. Daha önce de
çalışırken kolum çatladı. İş kazası olarak kabul etmeyip ‘Evde düştün’ dediler.
Aynı ağır işi sürekli yaptığımız için çoğumuzda da fıtık çıktı” diyor.
Orada çalışmış olan bir işçinin ismini vermek istemeyen çocuğu ise
önceki yıllarda Agrobay’da yaşanan iş cinayetini hatırlatıyor. Tarihini tam olarak
anımsamamakla birlikte bir erkek işçinin kafasına palet düştüğü için öldüğünü
söyleyen işçi çocuğu olayın örtbas edildiğini ekliyor:
“İşçiye öldüğü gün sigorta yaptılar. Olayın üstünü örtmek için de
işçinin ailesine para verip, köye hayrat olarak bir çeşme yaptırdılar. İşçinin
ölümü unutuldu.”
“Kod-46,
haklarımızı aradığımız için bize atılan bir iftiradır”
Bergama, Dikili, Kınık ve Ayvalık’ın köylerinde erken yaşlarda
tarım işlerinde çalışmaya başlayan, sonra yolları endüstriyel tarım
şirketlerine düşen çoğunluğu kadın işçi, şimdi kendi topraklarında böyle bir
çalışma düzeninin yaratılmasına tepkili. Agrobay gibi bölgedeki diğer
işletmelerde de benzer şartların hüküm sürdüğünü anlatıyorlar.
Agrobay’da 39 işçinin 31’i Kod-46 ile işten uzaklaştırıldı. Kod
46, SGK sicil işlemlerinde “işçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak,
hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve
bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” diye biliniyor. İşverenin işçiyi Kod-46
ile işten çıkardığı kesinleşmesi hâlinde işçi; işçilik haklarının ödenmemesi, hak
kayıplarının ortaya çıkması, işsizlik ücreti alamaması gibi durumlarla karşı
karşıya kalıyor. Kod-46, sicile işlendiği için işçinin yeni bir işe girmesi de zorlaşıyor.
Agrobay işçileri işverenin kendilerine yönelttiği “hırsızlık” ve “yüz
kızartıcı suç” isnadını kesin bir dille reddederek şöyle diyorlar:
“Yıllarca işletmenin hiçbir malına elimizi sürmedik, alnımızın
akıyla çalıştık, çalışırken de sağlığımızı feda ettik. Sendikaya üye olana
kadar sorun yoktu. Bu kadar insan aynı anda nasıl böyle bir suç işlemiş
olabiliriz? Kod-46, haklarımızı aradığımız için bize atılan bir iftiradır.”
İşçi Yıldırım, şirketin sahiplerinden Arzu Şentürk Salık’ın bir
radyo programında işçilere domates dağıttıklarını söylemesini sesi titreyerek
eleştiriyor: “Kusurlu domatesler çöpe giderdi, koyunlara giderdi; gene işçiye
verilmezdi. Kaç kez çöpten seçip evine domates götüren işçi oldu. Kimse yalan
söylemesin” diyor.
Agrobay’da 10 yıllık kıdemi bulunan Dudu Güven’in hikâyesi ise diğer arkadaşlarının işten çıkarıldığı tarihten 15 gün önceye gidiyor. Astım olduğu için işten çıkarıldığını anlatan Güven, şunları söylüyor:
“Bana rahatsızlığımdan dolayı ‘Seni
çıkaracağız’ dediler. Sonra da beş aylık ücretsiz izne çıkardılar. Evrakı
alelacele imzalattıkları için o an durumun farkına varamadım. Arayacaklarını
söylemişlerdi ama arayıp soran olmadı. Telefonumu engelledikleri için ben de
ulaşamadım.”
![]() |
| İşçiler direnişlerinin 90. gününde Agrobay Seracılık'ın önünde basın açıklaması yaparak Kod-46'nın kaldırılmasını istedi. |
“Şirket ‘Haklarını verir, her şeyi yaparım’ demişti. Madem öyle hakkımızı versin”
İşçiler direnişlerinin 90. gününde Agrobay Seracılık’ın önünde
açıklama yaptı. Tarım-Sen Yönetim Kurulu Üyesi ve işten tazminatları ile
maaşları ödenmeden çıkarılan Agrobay işçisi Fatma Kaya, eylemlerinin ilk
günlerini hatırlatarak “Jandarma komutanı buraya geldiğinde bize dedi ki ‘Siz
eşkıya mısınız? Yolu kapatıyorsunuz.’ Dedik ki ‘Biz eşkıya değiliz! Verdiğimiz
emeğin karşılığını almak için toplandık.’ Onların ay sonu maaşları ceplerine
giriyor. Ama biz üç aydan beri maaşımızı alamadık. Hâlâ tazminatlarımız,
maaşlarımız içerde. Şirket ‘Haklarını verir, her şeyi yaparım’ demişti. Madem
öyle o zaman bizim hakkımızı versin” diye konuştu.
Açıklamada söz alan Tarım-Sen Başkanı Umut Kocagöz de şirketin, servis
araçlarının önüne geçerek yaptıkları eylem üzerinden işçileri suçladığını ancak
bunun kabul edilemeyeceğini söyledi. Kocagöz, “Temel sebep buradaki işçilerin
sendikaya üye olmaları. Akabinde de işletmedeki olumsuz çalışma şartlarını
söylemek için patronun karşısına dikilmeleri… Patron da bunu kendine bir
başkaldırı olarak algıladı ve işten çıkararak işçileri cezalandırdı” dedi.
Kocagöz, Agrobay işçilerinin taleplerini şöyle sıraladı:
• Kod-46 işçinin tazminatını, içerideki maaşını almasını ve başka işletmelerde çalışmasını engelliyor. Temel taleplerimizden biri Kod-46’nın kaldırılması...
• İşten çıkarma sürecinde şirket bütün hakları vereceğini söylemişti. Ama şimdiye kadar hiçbir adım atılmadı. İkinci talebimiz tazminatların ve maaşların ödenmesi…
• İşe geri dönmek isteyen arkadaşlarımız açısından da işe iadelerinin yapılması…
Tarım-Sen’in bildirdiğine göre Agrobay’ın işten çıkardığı işçilerin
tazminatlarının ve maaş alacaklarının toplamı 8 milyon lira.
Direnişin öne çıkan gelişmeleri
Haksız yere işten çıkarıldıkları gerekçesiyle Agrobay Seracılık’ın
bulunduğu Hasan Şentürk Tarım Yerleşkesi’nin önünde 22 Ağustos’ta direnişe
başlayan işçilere direnişlerinin 17. gününde jandarma yoğun bir müdahalede
bulundu. Şirketin çağrısıyla gelen jandarma ve polis, işçileri yerde
sürükleyerek gözaltına aldı. Bu sırada işçi Şirin Yıldırım’ın ayağı kırıldı.
Gözaltına alınanlar arasında avukatlar ve sendika başkanları da vardı. Hâkim gözaltına
alınan Tarım-Sen Başkanı Umut Kocagöz’e işletmeye 500 metre yaklaşmama şartı
getirdi.
Umut Sendikası (Umut-Sen) örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, direniş
çadırında açıklama yaparak “AKP, patron Arzu Hanım’ın yanında. CHP yanında.
Bergama savcısı, hâkimi yanında. İzmir valisi yanında. Bergama jandarması
yanında. İzmir alay komutanı yanında” dedi.
Tarım işçileri Agrobay’ın domates ihraç ettikleri ülkelerin
konsoloslukları önünde basın açıklaması yapmasının yanında yaşadıkları
mağduriyetin giderilmesi için 16 Eylül günü de Ankara’ya gitti. Meclis’te
CHP’nin grup toplantısına katıldıktan sonra eski Genel Başkan Kemal
Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ederek sorunlarını anlattı.
“Tuncay Özkan telefonlarımı açmıyor”
Meclis’te CHP İzmir milletvekili Tuncay Özkan’la da görüşen işçilere Özkan, çözüm için elinden geleni yapacağına dair söz verdi.
Ancak o günden bugüne bir “çözüm” bulunamadı.
İşçi Şirin Yıldırım, Özkan’la görüşmelerini ve sonrasını biraz sitemkâr biraz da nüktedan bir şekilde şöyle anlatıyor:
“Tuncay Bey, Arzu Hanım’ın nikâh şahidiydi. Durup dururken bir
insanın yoldan geçen bir nikâh şahidi olmaz. Hele bir de zenginseniz. Görüştüğümüz
günden sonra bir daha Tuncay Bey’e ulaşamadım maalesef, telefonlarımı açmıyor.
Tuncay Bey, Arzu Hanım’a takı da takmıştır. Öyle ufak bir takı da değildir.
Arzu Hanım bizim tazminatımızı, maaşımızı vermiyor. En azından Tuncay Bey o
takıyı geri alsın da bari tazminatımızı olmasa da maaşımızı ödesin.”
38. Olağan Kurultay’da CHP’nin 8. genel başkanı seçildiği gece “İzmir’de
Agrobay’da direnen kadınlara” selam gönderen Özgür Özel ise CHP genel
başkanlığına aday olduğu günlerde, 22 Eylül’de İzmir milletvekili Gökçe Gökçen
ve Manisa milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ile Agrobay işçilerini ziyaret etti.
O gün şirket yöneticileriyle görüşerek sorunun çözülmesi için adım atan Özel,
“İşçilerin seslerini Türkiye’ye duyurmaya gayret edeceğiz” dedi.
Özel, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nı göreve davet ederek
şirkete çalışma müfettişlerinin gönderilmesini isteyerek şunları söyledi:
“Hem işten çıkarılan 39 işçiyle hem de şu an içeride olan tüm
işçilerle görüşülmelidir. Bugün bazı açıklamalar geliyor, işçilerin yarısı daha
işten çıkarılacak deniyor. Esas mesele ne küçülmek ne daralmak ne verimsizlik… Esas
meselenin bu şirkete sendikanın girememesi olduğu apaçık ortadadır.”
Patron tarafında
neler oldu?
Tarım işçileri seslerini duyurmak için direnişe başladıktan sonra
Agrobay Seracılık’ın bağlı olduğu Hasanbey Çiftliği Yönetim Kurulu Başkanı
Arzu
Şentürk Salık, BBC Türkçe’ye verdiği demeçte işten atma olayını “İşletmenin
giriş-çıkışını kapatarak servislerin çıkmasını engellediler. Kim işletmenin
giriş-çıkışını kapattıysa, kim suç işlediyse sadece o insanları çıkarttık”
sözleriyle savundu.
Salık, Kod-46’nın kaldırılmasına ve tazminatların ödenmesi için ise
konunun yargıya taşındığını belirterek çıkması muhtemel “yargı kararını” şart koştu.
Güvencesiz çalışma iddialarını yalanlayan Salık, “Hak bu şekilde aranmaz,
yargıya gidilir. Hepimiz biliyoruz ki işçi zaten bu ülkede 1-0 önde başlıyor.
İyi niyetli bir insan arabulucuya gider, sizinle konuşur, olmazsa davaya gider”
sözleriyle de tepki topladı.
Agrobay Seracılık’ın sahiplerinden Salık, Bergama Ticaret Odası
yönetim kurulunun eylül ayında şirketlerini ziyaretinden sonra odanın kendisine
“en çok kadın istihdamı sağlayan firma sahibesi rozeti” verdiğini sosyal medya
üzerinden paylaştı.
Agrobay’da işten çıkarılan 39 işçiden 36’sı kadın işçi. Agrobay’da
11 yıl boyunca çalışmış olan Behice Karabulut, böyle bir rozetin verilmesinin
zoruna gittiğini söylüyor. Çünkü diyor, Karabulut, “Biz çok zor şartlar altında
çalıştırıldık. Bunca yıl üretim yaptık. Şirketin Avrupa’ya ihracat yaptığı
domatesleri yetiştiren işçileriz biz. Biz üretmesek o domatesler nasıl gönderilecekti?
36 kadın işçi Kod-46 ile tazminatsız bir şekilde işten çıkarıldı. Biriken
maaşlarımızı alamadık. Sizin aracılığınızla Bergama Ticaret Odası’na sormak
isterim: O rozeti nasıl verebildiniz? Biz ses çıkardığımız için ‘kadın işçi’
olarak görülmüyoruz.”
![]() |
| Agrobay işçileri |
Agrobay Seracılık, 1973’te “Kıyasi Şentürk ve Ortakları” unvanıyla
kurulan Bayburt Grup’un alt şirketlerinden biri. İnşaat, enerji, seracılık,
sigortacılık, hayvancılık, akaryakıt dağıtımı ve hizmet sektörlerinde faaliyet
gösteren Bayburt Grup’un, ilk sırada yer alan faaliyet alanı ise inşaat.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Ulaştırma ve
Altyapı Bakanlığı tarafından firmaya pek çok kamu ihalesi veriliyor. Bayburt
Grup, havalimanı, metro, baraj, otoyolları, içme suyu ve sulama kanalları,
demiryolları, tünel gibi altyapı projelerinde ve konut, idari ve mülki binalar,
sosyal donatı, köprü, köprülü kavşak gibi üstyapı projelerinde yüksek bedelli
ihaleler almasıyla ön plana çıkıyor. Medyatava’nın aktardığına göre Bayburt Grup
şimdiye kadar davet usulü ile devletten 50 milyar dolarlık ihale işi aldı.
Agrobay ise 2015’te Türkiye-Rusya arasında yaşanan uçak krizinden sonra
ithalat yasağının gevşetilmesiyle Rusya’ya domates ihraç etmesi için “seçilen” üç
firmadan biriydi.
Bayburt Grup’un ilişki ağı haritasını yayımlayan bianet’in yayın
yönetmeni Murat İnceoğlu, “Agrobay gücünü nereden alıyor?” başlıklı
yazısında, Bayburt Grup’un inşa ettiği Kop Dağı geçiş tünelinin inşaatında
yaşanan iş cinayetini şu sözlerle kaydetti:
“24 Eylül 2020’de tünelde gaz sıkışması sonucu patlama yaşandı. 11
işçi yandı, işçilerden biri öldü. Sayıştay tarafından yapılan incelemede şirket
hatalı bulundu ve sözleşmenin derhal iptal edilmesi istendi. Ancak Karayolları
Genel Müdürlüğü ihaleyi iptal etmedi.”
Bayburt Grup; Cengiz Holding, Limak, Kalyon, Kolin gibi firmalarla
aynı kategoride değerlendiriliyor. Medyatava’nın yazdığına göre, Agrobay’ın bağlı olduğu Bayburt
Grup’un yönetim kurulu başkanı Abdurrahman Şentürk ile CHP milletvekili Tuncay
Özkan arasındaki yakınlık, bu firmanın adının siyasal muhalefetin “beşli çete”
olarak andığı grubun içinde telaffuz edilmesini engelledi.
Bu haberin bir bölümü “Agrobay tarım işçileri: Haklarımız verilmedi” başlığıyla ilk olarak bianet’te yayımlanmıştır.
.jpg)

.jpg)