10 Ocak 2025

Çilli kızım...

O malûm kelimeyi söylemeye dili varmaz ki insanın... İnsan sevdiği gittiğinde o kelimeyi söylemez de 'kaybettik' der. Çünkü demez, diyemez... Ağırdır o kelimenin söylenişi. Kulağınız reddeder, yüreğiniz isyan eder...


Sercan Engerek

Nedir hayat dediğin?.. Bir nefes... Çarpan bir yürek... Sevdiğinizin sımsıcak bakışı... Nefesini nefesinize katmak için gelip kalbinizin üstüne uzanıveren; gören, duyan, hisseden bir can... Canınıza can, zamanınıza yoldaş, gününüze ortak... Ya durursa o kalp!..

Biricik kızım Çilli, benim kara kızım, gözümün önünde kuş olup uçtu.

O malûm kelimeyi demeye dili varmaz ki insanın... İnsan sevdiği gittiğinde o kelimeyi söylemez de 'kaybettik' der. Çünkü demez, diyemez... Ağırdır o kelimenin söylenişi. Kulağınız reddeder, yüreğiniz isyan eder...

İki sene önce oğlum Paşa gitti. Şimdi de kızım Çilli... Paşa, her sabah uyandırmaya gelirdi, başını sürter, mırıldanmaya başlardı... 2022'nin bir aralık günü Paşa ansızın kuş olup uçtu...

- Canımızdan can koptu... Şu sefil dünyada yaşama sevincim, umudum, yoldaşım, huzurumdu...

Geçen sabah gözümü açtığımda Ayşe göğsüme uzanmış... Başımı yana çevirdim, hemen yanında Çilli... Gözlerimi açar açmaz gördüm. Uyurken beni izliyorlarmış...

Paşa'dan üç sene sonra gelmişti Çilli. Her yeri siyah, bir patisinin ucu beyaz, karnı sarı... Ama burnunun, ağzının çevresindeki, gözlerinin altındaki sarılıktı onu Çilli yapan... Bundan dolayı Çilli demiştik ona, Çilli...

Minyon tipliydi Çilli. Mama yemeyi sever, yaş mamaya hayır demez ama çok da kilo alamazdı. Lakin güçlüydü, ataktı...

Evde bir arada yaşamaya başlamadan önce balkondaki sandalyenin üstüydü vaktinin hemen hepsini geçirdiği yer.

2017'nin yazı olmalı, komşu bahçelerden birinde doğmuştu Çilli. O yılın sonbaharı itibarıyla balkonu mesken tutmuştu. Mamasını burada yer, suyunu burada içerdi. Kuytu bir köşe olmuştu balkon onun için. O kışı hiçbir yere gitmeden balkonda geçirmişti. Temas edilmesinden pek hoşlanmazdı. Ürkekti biraz. Ama bahçeye inip gelmek dışında balkondan ayrılmazdı bir yere. Miyavlamaz ama mama verince sevinçle yerdi. Sonra da teşekkür eder gibi yemyeşil gözleriyle sıcacık bakar, insanın içine işlerdi bakışları... Onunla bağımız, yaşam mevzuumuz böyle başladı.

Sonra balkonda Paşa'yla arkadaş oldular. Paşa bazen kıskanırdı onu ama evde yaşadığı ve bir gün kendinden bir canı bulduğu için balkondaki sevdiği bir arkadaşıydı artık Çilli.

2018'in yazı... Bir yaşında var ya da yok. Çilli'nin yavruları olacağını fark ettik... Gene balkondan ayrılmadı. Bir gün yağmur yağıyor; yaz yağmuru... Bir iki kedi daha balkona sığınmış. Çilli yok. Gözümüz onu arıyor. Odaya geldik ki baktık oturuyor. Yemyeşil gözleriyle "İçeri girdim, affedin" der gibi masum masum bakıyor. Daha sonra birkaç kez daha girdi içeri böyle.

Artık doğum zamanı da yaklaşıyordu. Doğuracak ama nerede? Balkonda yatıp kalkıyor ama balkona uğrayan diğer kedilerden de pek rahat değil. Bahçede bir yer bulur diye düşündük. Çözüm düşünürken tam o günlerde ortadan kayboldu. Bir süre sonra yine gelmeye başladı. Gelip mama yiyip sonra hemen gidiyor. Anladık... Bebekleri dünyaya gelmişti.

Nerede yavruladığını bilmiyorduk...

Bir gün Semih'le (kardeşim) alışverişten dönüyoruz. Yandaki inşaatın önünde küçük bir kutu içinde dört yavru... Daha gözleri açılmamış... Yavrulardan biri dışarı çıkmış... İncecik bir miyav sesi...

Bir kedi, kimbilir nerede yavrulamış, belki de inşaatta, kutu içinde inşaatın önüne bırakmışlardı. Hiç uygun bir yer değildi yaşamaları için. Bu çocuklar burada yaşayamaz, alsak anneleri kimdir, nerededir, nasıl bulur diye kaygılanır ve ne yapsak diye düşünürken, birkaç saat sonra Çilli ağzında tutmuş yavruları balkona taşıyor. O zaman anladık, bizim Çilli'nin yavrularıymış...

Hemen bir kutu ayarladık. İçine bir bez parçası. Yavruların üçünü buraya getirdi. Bir yavru yoktu aralarında. Çıkıp baktık, inşaatın önündeki kutuda da yoktu. Aradık ama bulamadık. Başka bir yere götürmüş olabileceğini düşündük. Birkaç gün bekledik, getirmedi.

Yavruların biri Çilli'nin kopyası... İkisi sarı. Sarılardan biri tombul. Diğer iki yavru biraz cılız... Çilli ise minyon görünüşlü de olduğu için daha kendisi bebek zaten. Yavrulara nasıl bakacak diye düşünürken, bir yandan da karnı yeterince doysun, yavrulara bakabilsin diye besin takviyesi yaptık.

Üç yavrudan Çilli'ye benzeyen ertesi gün öldü. İki sarıyı Çilli emzirmeye devam etti. Enfeksiyon kapmasın ve daha kolay açılsın diye gözlerine çay suyu sürdük. Ama diğerine göre daha zayıf olan yavruyu yaşatamadık.

Tombul yavru ise her geçen gün biraz daha büyüdü. Gözleri açıldı, hareketlenmeye başladı. Kutuya sığmaz oldu. Kaçıp kaçıp içeri geliyordu.

Artık annesi Çilli emzirmeyi kesmişti. Gelecekte rahat etsin diye Çilli'yi o sıra kısırlaştırdık.

Tam o günlerde askere gittim. Altı aylık süreçte yavrunun büyüdüğünü Semih'in gönderdiği fotoğraflarla takip ettim. Ben askerdeyken Çilli'nin yavrusu evin üyesi olmuş...

Askerden döndükten sonra (2019) Çilli'yi de eve aldık ve bir daha dışarı salmadık. Yavruları olduğu süreçte bize daha da yakınlaştığından gitmek de istemiyordu zaten... Bize olan güveni iyice pekişmişti.

Paşa, Çilli ve Çilli'nin tombul yavrusu aile oldular. Bizim ailemiz oldular. Aile büyüdü, şenlendi.

Tombul sarı yavrunun adı Ayşe oldu. Güzeller güzelimiz, biricik Ayşe'yi armağan etti bize Çilli.

İçlerinde en sakini(ydi) Çilli. Miyavlamaz ama adını en iyi o bilir(di). Çilli deyince hemen döner bakar(dı). Karnı acıkınca mamayı gözleriyle ister(di). Kumuna gideceği zaman derdini bakışlarıyla anlatmaya çalışır(dı).

Ama inadı inat(tı)... Nasıl olduysa mamayı koltuğun üstünde yemeye alışmış(tı). Gözlerini gözlerinize diker, o mama kabı koltuğun üstüne gelene kadar bakar(dı).

Bakışlarıyla ünlü(ydü) Çilli. Onunla ilk kez karşılaşan birine bakışları biraz sert gelir(di). Oysa size güvendiğinde, hele mevsim de kışsa kendiliğinden kucağınıza gelir, güzel bir uyku çeker(di).

Bir zaman sonra kronik nezle sorunu ortaya çıktı Çilli'de. Böyle zamanlarda burnu tıkanır, biraz da öksürür(dü). Farklı dönemlerde birkaç kez antibiyotik tedavisi uygulandı ve her seferinde iyileşti...

Çilli'nin minyon yapısına rağmen çok güçlü bir bünyesi var(dı). Rahatsızlanır, tam veterinere götürecekken iyileşir(di).

Dört beş gün evvel yine rahatsızlandı. Yine nezle...

Salı akşamı biraz durgunlaştı. Baktık olacak gibi değil, sabaha karşı üç civarı acil olarak veterinere götürdük.

Vücut ısısı aniden düşmüş. Kuvöze kondu hemen. İğne yapıldı. Serum takıldı.

Çilli'yi ilk kez böyle görüyoruz...

Ama toparlayacağına inancımız tam...

Bir süre sonra veteriner komaya girdiğini, kalp atışının normal olmadığını söylüyor...

Kafamın içinde şimşekler çakıyor...

................

Ahh...

Kızım...

Kalbim yangın yeri...

* * *

Nedir hayat dediğin?.. Birlikte yaşanan anlar... Biriken hâtıralar... Bir ses... Bir bakış... Bir nefes...