O malûm kelimeyi söylemeye dili varmaz ki insanın... İnsan sevdiği gittiğinde o kelimeyi söylemez de 'kaybettik' der. Çünkü demez, diyemez... Ağırdır o kelimenin söylenişi. Kulağınız reddeder, yüreğiniz isyan eder...
Nedir hayat dediğin?.. Bir nefes... Çarpan bir yürek...
Sevdiğinizin sımsıcak bakışı... Nefesini nefesinize katmak için gelip
kalbinizin üstüne uzanıveren; gören, duyan, hisseden bir can... Canınıza can,
zamanınıza yoldaş, gününüze ortak... Ya durursa o kalp!..
Biricik kızım Çilli, benim kara kızım, gözümün önünde kuş
olup uçtu.
O malûm kelimeyi demeye dili varmaz ki insanın... İnsan
sevdiği gittiğinde o kelimeyi söylemez de 'kaybettik' der. Çünkü demez,
diyemez... Ağırdır o kelimenin söylenişi. Kulağınız reddeder, yüreğiniz isyan
eder...
İki sene önce oğlum Paşa gitti. Şimdi de kızım Çilli...
Paşa, her sabah uyandırmaya gelirdi, başını sürter, mırıldanmaya başlardı...
2022'nin bir aralık günü Paşa ansızın kuş olup uçtu...
- Canımızdan can koptu... Şu sefil dünyada yaşama sevincim,
umudum, yoldaşım, huzurumdu...
Geçen sabah gözümü açtığımda Ayşe göğsüme uzanmış... Başımı
yana çevirdim, hemen yanında Çilli... Gözlerimi açar açmaz gördüm. Uyurken beni
izliyorlarmış...
Paşa'dan üç sene sonra gelmişti Çilli. Her yeri siyah, bir patisinin ucu beyaz, karnı sarı... Ama burnunun, ağzının çevresindeki, gözlerinin altındaki sarılıktı onu Çilli yapan... Bundan dolayı Çilli demiştik ona, Çilli...
Minyon tipliydi Çilli. Mama yemeyi sever, yaş mamaya hayır demez ama çok da kilo alamazdı. Lakin güçlüydü, ataktı...
Evde bir arada yaşamaya başlamadan önce balkondaki
sandalyenin üstüydü vaktinin hemen hepsini geçirdiği yer.
2017'nin yazı olmalı, komşu bahçelerden birinde doğmuştu
Çilli. O yılın sonbaharı itibarıyla balkonu mesken tutmuştu. Mamasını burada
yer, suyunu burada içerdi. Kuytu bir köşe olmuştu balkon onun için. O kışı
hiçbir yere gitmeden balkonda geçirmişti. Temas edilmesinden pek hoşlanmazdı.
Ürkekti biraz. Ama bahçeye inip gelmek dışında balkondan ayrılmazdı bir yere.
Miyavlamaz ama mama verince sevinçle yerdi. Sonra da teşekkür eder gibi
yemyeşil gözleriyle sıcacık bakar, insanın içine işlerdi bakışları... Onunla
bağımız, yaşam mevzuumuz böyle başladı.
Sonra balkonda Paşa'yla arkadaş oldular. Paşa bazen
kıskanırdı onu ama evde yaşadığı ve bir gün kendinden bir canı bulduğu için
balkondaki sevdiği bir arkadaşıydı artık Çilli.
2018'in yazı... Bir yaşında var ya da yok. Çilli'nin
yavruları olacağını fark ettik... Gene balkondan ayrılmadı. Bir gün yağmur
yağıyor; yaz yağmuru... Bir iki kedi daha balkona sığınmış. Çilli yok. Gözümüz
onu arıyor. Odaya geldik ki baktık oturuyor. Yemyeşil gözleriyle "İçeri
girdim, affedin" der gibi masum masum bakıyor. Daha sonra birkaç kez daha
girdi içeri böyle.
Artık doğum zamanı da yaklaşıyordu. Doğuracak ama nerede?
Balkonda yatıp kalkıyor ama balkona uğrayan diğer kedilerden de pek rahat
değil. Bahçede bir yer bulur diye düşündük. Çözüm düşünürken tam o günlerde
ortadan kayboldu. Bir süre sonra yine gelmeye başladı. Gelip mama yiyip sonra
hemen gidiyor. Anladık... Bebekleri dünyaya gelmişti.
Nerede yavruladığını bilmiyorduk...
Bir gün Semih'le (kardeşim) alışverişten dönüyoruz. Yandaki
inşaatın önünde küçük bir kutu içinde dört yavru... Daha gözleri açılmamış...
Yavrulardan biri dışarı çıkmış... İncecik bir miyav sesi...
Bir kedi, kimbilir nerede yavrulamış, belki de inşaatta,
kutu içinde inşaatın önüne bırakmışlardı. Hiç uygun bir yer değildi yaşamaları
için. Bu çocuklar burada yaşayamaz, alsak anneleri kimdir, nerededir, nasıl
bulur diye kaygılanır ve ne yapsak diye düşünürken, birkaç saat sonra Çilli
ağzında tutmuş yavruları balkona taşıyor. O zaman anladık, bizim Çilli'nin
yavrularıymış...
Hemen bir kutu ayarladık. İçine bir bez parçası. Yavruların
üçünü buraya getirdi. Bir yavru yoktu aralarında. Çıkıp baktık, inşaatın
önündeki kutuda da yoktu. Aradık ama bulamadık. Başka bir yere götürmüş
olabileceğini düşündük. Birkaç gün bekledik, getirmedi.
Yavruların biri Çilli'nin kopyası... İkisi sarı. Sarılardan
biri tombul. Diğer iki yavru biraz cılız... Çilli ise minyon görünüşlü de
olduğu için daha kendisi bebek zaten. Yavrulara nasıl bakacak diye düşünürken,
bir yandan da karnı yeterince doysun, yavrulara bakabilsin diye besin takviyesi
yaptık.
Üç yavrudan Çilli'ye benzeyen ertesi gün öldü. İki sarıyı
Çilli emzirmeye devam etti. Enfeksiyon kapmasın ve daha kolay açılsın diye
gözlerine çay suyu sürdük. Ama diğerine göre daha zayıf olan yavruyu
yaşatamadık.
Tombul yavru ise her geçen gün biraz daha büyüdü. Gözleri
açıldı, hareketlenmeye başladı. Kutuya sığmaz oldu. Kaçıp kaçıp içeri
geliyordu.
Artık annesi Çilli emzirmeyi kesmişti. Gelecekte rahat etsin
diye Çilli'yi o sıra kısırlaştırdık.
Tam o günlerde askere gittim. Altı aylık süreçte yavrunun
büyüdüğünü Semih'in gönderdiği fotoğraflarla takip ettim. Ben askerdeyken Çilli'nin
yavrusu evin üyesi olmuş...
Askerden döndükten sonra (2019) Çilli'yi de eve aldık ve bir
daha dışarı salmadık. Yavruları olduğu süreçte bize daha da yakınlaştığından
gitmek de istemiyordu zaten... Bize olan güveni iyice pekişmişti.
Paşa, Çilli ve Çilli'nin tombul yavrusu aile oldular. Bizim
ailemiz oldular. Aile büyüdü, şenlendi.
Tombul sarı yavrunun adı Ayşe oldu. Güzeller güzelimiz, biricik Ayşe'yi armağan etti bize Çilli.
İçlerinde en sakini(ydi) Çilli. Miyavlamaz ama adını en iyi
o bilir(di). Çilli deyince hemen döner bakar(dı). Karnı acıkınca mamayı
gözleriyle ister(di). Kumuna gideceği zaman derdini bakışlarıyla anlatmaya
çalışır(dı).
Ama inadı inat(tı)... Nasıl olduysa mamayı koltuğun üstünde
yemeye alışmış(tı). Gözlerini gözlerinize diker, o mama kabı koltuğun üstüne
gelene kadar bakar(dı).
Bakışlarıyla ünlü(ydü) Çilli. Onunla ilk kez karşılaşan
birine bakışları biraz sert gelir(di). Oysa size güvendiğinde, hele mevsim de
kışsa kendiliğinden kucağınıza gelir, güzel bir uyku çeker(di).
Bir zaman sonra kronik nezle sorunu ortaya çıktı Çilli'de.
Böyle zamanlarda burnu tıkanır, biraz da öksürür(dü). Farklı dönemlerde birkaç
kez antibiyotik tedavisi uygulandı ve her seferinde iyileşti...
Çilli'nin minyon yapısına rağmen çok güçlü bir bünyesi
var(dı). Rahatsızlanır, tam veterinere götürecekken iyileşir(di).
Dört beş gün evvel yine rahatsızlandı. Yine nezle...
Salı akşamı biraz durgunlaştı. Baktık olacak gibi değil,
sabaha karşı üç civarı acil olarak veterinere götürdük.
Vücut ısısı aniden düşmüş. Kuvöze kondu hemen. İğne yapıldı.
Serum takıldı.
Çilli'yi ilk kez böyle görüyoruz...
Ama toparlayacağına inancımız tam...
Bir süre sonra veteriner komaya girdiğini, kalp atışının
normal olmadığını söylüyor...
Kafamın içinde şimşekler çakıyor...
................
Ahh...
Kızım...
Kalbim yangın yeri...
* * *
Nedir hayat dediğin?.. Birlikte yaşanan anlar... Biriken
hâtıralar... Bir ses... Bir bakış... Bir nefes...


